Save info   Get password
Home Submit your blog Edit Account Rules RSS-Archive Contact


Modernite ve Nasyonalizm
2007-03-19 09:35:00
Üzerinde yaşadığımız topraklarla ait olunan ırk, etik birlik , dil birliği birbirine tuhaf ideolojiler çimentosuyla eşleştirilip içinden çıkılmaz bir kafese kapatılıyoruz ve aklımızı mantığımızı yitiriyoruz gibi geliyor bana .Bireysel düşünmeyip, kitlesel bir psikozla düşünerek hareket ettiğimiz günler var.Modernitenin getirdiği kentleşme ,milliyetcilik ,vatanseverlik ve küreselleşme konularında tefekkür edenlerimiz azalıyor. KAÇ TÜR MİLLİYETCİLİK VAR ACABA ?Etnik milliyetcilik nedir ?Irkcı milliyetcilik nedir ?Feodal milliyetcilik nedir ?Küresel milliyetcilik nedir ? Atatürk milliyetciliği nedir ?“SANAYİLEŞME çağı çokuluslu tarım imparatorluklarını dağıtarak, feodal ve aşiret yapılarını yok ederek şehirleşme ve 'milli' eğitim yoluyla ulus devletleri kurdu. Milli hukukları ve 'vatandaş'ı yarattı. Artık devletin dayandığı coğrafya 'mülk' değil, "vatan"dır. Nüfus unsuru ise 'muhtelif tebaa' d


Karunesh
2007-03-19 07:11:00
Maşrık 'ın gizemli müziğini yakalamış Karunesh.Bu CD sinin hepsini dinlemedim ama,Joy of Life ' ı dinledim.Cennetin insanın içinde olduğunu hissettiriyor.www.mayc-net.com


Babil
2007-03-18 09:23:00
The New Yorker dergisinde Politzer ödüllü araştırmacı gazeteci Seymour M.Hersh ‘in 7 Mart 2007 tarihinde yayınlanan ‘Yön Değiştirme’ başlıklı yorumu çok ilginç bilgiler veriyor bize .En azından bu ‘medeniyetler çatışması’ kavramının Huttington’un kitabının boyutlarını aşarak uluslar arası siyasal çatışmalar biçimine döndüğünü göstermektedir.“Irak’da işler umulduğu gitmeyince , ABD yavaş yavaş İran ‘la muhtemel bir sıcak çatışmaya doğru çekiliyor.Bunu körükleyen olaylar da Irak ‘da artık bariz bir hal alan iki İslam mezhebi olan Şiilerle Sünnilerin çatışması : ABD Lübnan ‘da stratejikbir değişiklik yaparak Sudi Arabistan ‘la ortak bir çalışma başlattı.Bu aynı zamanda Şii olan Hizbullah ‘ a bir darbe vurma anlamını da taşıyordu.Geçmişte de ABD müttefiki Sudi Krallığıyla çeşitli işbirliği projeleri gerçekleştirdi.Bu kez resimde İsrail ‘ i de görüyoruz .Bir dizi gör
Read more: Babil

Öteki Denizi Özlüyorum
2007-03-15 22:02:00
Bir deniz özlemek hoş bir duygu aslında.Bu akşam üstü Beyoğlu'nda yürürken yanımdan gelip geçen ve beni şaşkına çeviren insan seline bakarken anladım . Evet denizi özlüyorum.Bir denizin kıyısında öbür denizi özlemek de biraz tuhaf biliyorum.Beyoğlu'ndan aşağıya in Boğaz'a .Orada deniz alabildiğince kucaklayabilir insanı.Benim aradığım deniz öbür deniz . Güneydeki deniz .Sıcak olan.sakin olan . Akıntısız.Öylesine uzanıp giden sakin kumsallar.Bahar ayları hep soğuk oluyor İstanbulda.Mayısa kadar ısınmıyor havalar bir türlü.Bir sıcak bir soğuk.Moral bozucu olduğu da olmuyor değil.Çaresiz beklenecek.O güneydeki sakin denize bir hafta sonu gitmeli esasında.Bu akan insan seli hiç duracakmış gibi değil.Binlerce insan bir yerlerden bir yerlere gidiyorlar hızla değişen sokaklardan koşar gibi geçerek.İş çıkışı telaşı.Biriyle buluşacak olanlar acele ediyor belli.Buluşmuş olanlar ise ne yapacaklarına karar verene k


15 Mart Perşembe 2007
2007-03-15 07:21:00
Soğuk bir Mart Sabahı Boğaz vapurunda demli çay: Bugünün İstanbul kaynaklı TV,Gazete haberler gündeminde önem sırasına göre şu alıntılar yapılmış. Ortak haberlerde saklı gündem : Seçim 2007 ısınmaları. 1-Cumhurbaşkanı seçimi çerçevesi içinde sayabileceğimiz haberler. 2-Ekonominin kötü gidişatı konusunda haberler3-Belediye hizmetlerindeki yolsuzluk haberleri4-Magazin haberleri Dış kaynaklı haberlere bakarsak durum nasıl ? Tüm dış kaynaklı haber kuruluşları İran ,Filistin,Irak,kaynaklı haberlerinde bölgedeki stratejik değişimleri konu alan haberlere yer veriyorlar. The Guardian dan Simon Tisdall 'ın 'Mission İmposible' diye adlandırdığı ABD'nin Irak politikası üzerine görüşleri çok ilginç.ABD 'li yetkililer Irak 'da bir iç savaş olduğunu kabul ediyorlar artık.Bu sabah ve her sabah bu çelişkilere karşın İstanbul'un boğaz vapuru tam vaktinde kalkıyor iskelesinden.Sizi binlerce tarihi bir yolculuğa da ç


Hüzünlü İstanbul
2007-03-14 19:42:00
Orhan Pamuk 'un İstanbul adlı kitabını biraz önce okumayı bitirdim. Pamuk bir kelimeyi 'Hüznü' almış , onu 345 sayfaya ustaca yerleştirmiş.Anılarıyla şimdiki zaman harmanlanmış , eski İstanbul ile yenisi yanyana konup , ölçülüp biçilmiş.Nişantaşı,Boğaz,Beşiktaş ,Cihangir semtlerine serpilen hüzün Orhan Pamuk 'un başkenti İstanbul.Çöken bir imparatorluk, ve git gide fakirleşen zengin insanlar, hüzünlü insanlar.Nereye ait olduğunu kolay kolay kestiremeyen, anlayamıyan insanlar.Pamuk bir kenti,kentlileri çocukluğunun ve elli yaşındaki yazarın gözleriyle anlatıyor.İstanbul'a göç eden insanları anlatmıyor.Onların neden İstanbul'a geldiğini de sorgulamıyor.Öyle bir savı yok. Sadece çöken ve fakirleşen bir imparatorluk kalıntısı kentin, karanlık sokaklarında kendini , kişiliğini aramaya cesareti olan Orhan'ı anlatıyor.Bunu da büyük bir cesaretle yapıyor .Babası,annesi,abisi,büyük annesi ve diğerlerini , en


Puslu Bir İstanbul sabahı
2007-03-14 09:13:00
Yağmurlu ve puslu bir İstanbul sabahı.Küresel ısınma tartışmaları bir yana.çiçek açan badem ve erik ağaçları ilkbaharı müjdeliyor.Doğa binlerce yıldır olduğu gibi yeniden dönüşüyor.Bu hafta leyleklerin geliş takvimini gösteriyor.her yıl aynı zamanda milyonlarca leylek güneyden kuzeye göç ediyor.Onların havada süzülüşünü izlemeyi seviyorum.Önce daireler çiziyorlar.Bir sıcak hava akımı yakalamaya çalışıyorlar.Sonra o sıcak hava akımına kendilerini bırakıp süzülüp gidiyorlar.Bu hafta gelirler mi , bilmiyorum. Bu hafta olmazsa gelecek hafta mutlaka gelirler.Leylekler Yıllarca önce İstanbul Hilton Otelinin o muhteşem boğaz manzarasını gören özel salonlarından birinde bir öğle yemeğinde büyük bir yöneticiler grubu oturmuş,ekonomik gelişmeleri tartışıyorduk.Her ay aynı yerde toplanıp 'round Table' yapıyor, düşüncelerimizi karşılaştırıyorduk.'Hilton Lunchenon' toplantıları.Enflasyonun çok yüksek old


Karanlık Aydınlık
2007-03-13 23:27:00
Günün haberlerine bakmak için biraz cesaretli olmak gerekiyor . Vahşice işlenen cinayetleri duymak, okumak izlemek zorunda mıyız? Hep sanki birileri bize bir şeyler söyletmek istermiş gibi diziliyor bilmecenin parçaları ; önce şu , sonra bu. Bugün The Guardian ' da manşet haber .Tutankamon sergisi yeniden Londra'yı ziyaret edecekmiş. Organizatörler kişi başı 13 buçuk İngiliz Lirası bilet bedeli tespit etmişler. Toplam milyonlarca İngiliz Lirası ediyormuş. Bu haberi de anlamak zor . Koskoca Mısır uygarlığı yorumu 13 buçuk İngiliz Lirası.www.mayc-net.com
Read more: Karanl

Nevruz -Ölümsüzlük ve Yeniden Doğuş Tarifi
2007-03-21 07:39:00
“İslâm kültür çevresi zamana uygun olmayan değerlerin yükü altında kötürümleşmişti. Beri yanda ise Batı kültürü, Rönesans’tan beri bir yenileşme içindeydi, ayrıca bu gelişmeyi yöneten hayat anlayışı bütün yeryüzünü kucaklama yoluna girmişti; ‘ölmüş’ ile ‘yaşayan’ arasında bir seçim yapmak zorundaydık. Bu, var olup olmamakla ilgili ağır bir seçimdi...Atatürk Türk toplumuna o kesin adımı attırabilmiştir, bu yüzden ölümün külleri içinden yeni bir hayat fışkırabilmiştir. Atatürk bu yönü ile ölümsüzdür. O, kendini boyuna yenileyen hayatın elçisi idi”. Macit Gökberk-Değişen Dünya Değişen DilBugün 21 Mart Yeniden doğuşun,dönüşümün,dirilişin günü. Nevruz "Sıcak bir gündü, Zerdüşt bir incir ağacının altında duruyordu. Kollarıyla yüzünü kapamıştı. O sırada bir karayılan geldi, onu boynundan öyle bir soktu ki, Zerdüşt acıdan bağırdı. Kolu


“Kendi “ve” Öteki “ sorunsalı :
2007-03-20 12:52:00
“Kendi “ve” Öteki “ olma sorunsalı :İnsan düşüncesi ,kendini tanıdıkça tarih boyunca kendi karşıtını ve yani ötekini kendinden apayrı ve karşıt bir varlık gibi yaratma eylemi içinde olmuştur. Her uygarlık kendi Doğu ‘ sunu ya da Batı’ sını yaratmakta hiç geri kalmamıştır . Hint,Hitit,Sümer ,Mısır,Yunan,Roma,Bizans,Avrupa ,Amerika uygarlıkları hep kendini ve ötekini yaratagelmiştir . Kendi olanlar ve öteki olanların mücadelesi .Ötekini kendi aynasında üretme ihtiyacı , bir zorunluluk olmuştur insan için . Ötekiliğin yaratılma süreci , kendini bilmeyle başlıyor. Bu muhteşem keşfi ‘Narsisus’ başlatıyor . Sudaki kendi ve öteki . Ötekine bakarken kendimizi gözlemliyoruz . Kendimize bakarken ötekini arıyoruz . Hegelci düşünce tarihin ve evrenselliğin merkezinde kalmak istemiştir hep . Bu bağlamda Hegelci düşünce kendi olmayı seçip , öteki olanları dışlamıştır . Batının doğuyu dışladığı


Cumhurbaşkanlığı
2007-03-22 06:33:00
Ünlü İngiliz gazeteci Simon Tisdall The Guardian 'da 21 Mart tarihli yazısında Cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili görüşlerini dile getirmiş: Aslında kendi düşüncesini söylemiyor.Değişik görüşleri toparlamaya ve göz önüne getirmeye çalışıyor.İngiliz gazeteciliği ile bizdeki gazetecilik anlayışı arasındaki bariz fark da bu .Tisdall 'ın yazısından biraz alıntı yaparsak: "Bu seçim bir açıdan çok ilginç , ortada aday yok . 15 Nisan adaylar için son başvuru tarihi.Siyasi barometre yükseliyor ,medya cılgınca konuya odaklanmış durumda.Cumhurbaşkanlığı görevi aslında cok cazip.İyi bir maaş veriliyor.Parlementonun kararlarını veto etme yetkisi de var . Türkler için bu pozisyonun anlamı ,1923 yılında Atatürk'ün kurduğu laik Cumhuriyet rejimini korumak .Ülkenin popüler başbakanının bu çoğunluğuna sahip olduğu parlemento tarafından seçilme ihtimali çok yüksek.Ama ana muhalefet ve askerler Erdoğan 'ın isla


Uzun İnce Bir Yol
2007-03-23 10:49:00
DEMOKRASİ YOLCULUĞU'MUZ Demokrasimiz 1876 yılında 'Tanzimat Fermanı ' ile başlayan yolculuğuna devam ediyor.Bu yıl gerçekleşecek olan genel seçimlerle bu yolu nasıl yürüyeceğimiz daha belirgin bir hale gelecek her halde.Cumhurbaşkanlığı seçimi, TBMM içi bir seçim olması itibariyle ,2002 partiler aritmetiğine bağlı olarak gelişecek.Seçimde belirleyici parti olan AKP 'nin tercihleri, geçerli olan anayasamızın (1980 Anayasası)sınırlarını ve türünü belirlediği demokrasinin çerçevesi içinde geçerli olacak.Muhalefet güçleri , yani AKP'li iktidara karşı olanlar bir kampanya yürütüyorlar.Bu kampanyanın ana ekseni ise mevcut güç dengesinin yapacağı cumhurbaşkanı seçimini yönlendirmek.Esasında bu bir paradoks.Hem demokrasiden yana olacaksınız ,hem de istediğiniz zaman anti demokratik uygulamaları meşrulaştırmaya çalışacaksınız .Bu aslında dönemin padişahı 2.Abdülhamit'in de uyguladığı bir yöntemdi.Özü


Köprülü Kütüphanesi
2007-03-26 18:25:00
KÜTÜPHANE HAFTASI KUTLU OLSUN 80 Milyona varan bir nüfusuyla koskoca bir ülke . 15 milyona varan koskoca bir Mega kent .15 bin yıllık bir tarih .Ve Bu hafta Kütüphane Haftası Millî Eğitim Bakanlığı, Mart ayının son pazartesi günü başlayan hafta­nın Kütüphane Haftası olarak değerlendirilmesini kararlaştırmıştır. Hafta süresince kütüphanenin önemi anlatılır. Kütüphaneciliğin sorunları kamu oyuna duyurulur. Halk, kütüphanelerin gelişmesi için bilinçlendirilir. Okullarımızda kütüphanenin yararlarından söz edilir. Kütüphanelerde uyulması gerekli kurallar öğretilir.Basın organlarında bu haftayla ilgili yazı yazan bakalım kaç kişi var :Hürriyet' te Doğan Hızlan şöyle yazmış : "Benim kütüphanecilerim, hayatımı renklendiren, bilgilendiren, aydınlatan kişilerdir. Onları hep anımsarım. Bilgi çıkmazına girdiğim anda, sihirli bir kitapla önümü açmışlardır.Gelelim birtakım kişilerin, "Canım, internet var ya"


Kütüphaneler
2007-03-26 07:51:00
Atatürk Kütüphanesi Geçenlerde bir gazetenin ekinde gördüm.On müthiş yer dizisinin kütüphaneler dizisi.Türkiye'nin on müthiş kütüphanesini birden ona kadar sıralamışlar.Bu dizinin kebapçı,kafe,lokanta,gece kulübü,bar gibi versiyonları da daha önce gözüme ilişmişti.Kütüphanelerin en iyisi olarak Taksim'deki Atatürk Kütüphanesi seçilmiş.Hayret ettim doğrusu ve bu seçimi yapan jürüyi de merak ettim . Allandıra ballandıra anlatılan kütüphanenin yalnızca manzarası için seçildiği kesin.Bir kütüphanede manzara ne kadar önemlidir bir düşünün.Bir kafe olsa anlarım ama bir kütüphanede başka şeyler aranmalı .Öncelikle arabanızla giderseniz park yeri yok.En yakın park yeri AKM park yeri,park ücreti 2 saat 8 YTL.Diyelim ki oraya bir şekilde ulaştınız.Kapıdan giriyorsunuz .Turnikeli giriş yeri ve kulübede oturan pos bıyıklı ,iri yarı bekçi sizi güzelce azarlayarak çantanızı içeri götüremeyeceğinizi sert bir dill


HAFIZAMIZ NE KADAR GÜÇLÜ
2007-03-25 23:08:00
TÜRKİYE İstanbul’ un neredeyse burnunun dibinde, Tuzla ‘ da ,toprağa gömülmüş binlerce içi zehirli madde dolu varil bulundu . Varilleri oraya kimin ne zaman gömdürdüğü,içlerindeki zehirli maddelerin ne olduğu , yeraltı sularına karışıp karışmadığı araştırılıyor.Yine İstanbul ‘ da Beykoz Çavuşbaşı’nda toprağa gömülü köpek cesetleri dolu torbalar bulundu.Kaç torba olduğu ve kaç adet köpeğe ait olduğu bilinmeyen torbalara tepki gösteren ve toprağı kazarak torbaları ortaya çıkarmak isteyen hayvanseverlere bazı yetkililerin engel olmaya çalıştığı belirtiliyor. Tesadüfen bulunan ölü köpeklere ait cesetlerin belediyenin hayvan barınaklarında imha edilen köpeklere ait olduğu sanılıyor .Beykoz belediyesi ve hayvanseverler konuyu aydınlatmaya çalışıyor .Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 43 ayrı kritere bakarak ,Atom Santrali kurulması için Sinop ‘ u seçtiğini açıkladı . IRAK Haber ajansları , bir ar


Taş Kahve Cunda
2007-03-27 23:48:00
Bugünü aydınlatan fenerlerdir tarihi olaylar.Cunda adasına ayak basar basmaz tarihi çırılçıplak karşınızda bulabilirsiniz.Şaşırmayın.Fenerlerinin yolunuzu aydınlatmasına izin verin.Öğle yemeğini arka sokakta 'Girit Lokantası'nda yiyin.Zeytinyağının her türlü sebzeyle nasıl bir lezzet şaheseri oluşturduğunu anlayacaksınız .Siz hiç bu kadar lezzetli Bamya,Kabak Çiçeği Dolması,Pazı sarma,Ispanak,Biber dolma yemediniz. Sonra yürüyüp sahile çıkın. Taş Kahve'de ,adanın en eski binalarından birine sırtınızı vererek oturup denize karşı bir kahve için.Sessizliğin ruhunuzu dinlendirdiğini,yavaş yavaş sakinleştiğinizi göreceksiniz .Sonra gülümsersiniz .Aferin Cunda'ya dersiniz . Aferin Taş Kahve 'ye .www.mayc-net.com


Bilmek ve Anlamak
2007-03-28 09:44:00
“İlim ilim bilmektirİlim kendin bilmektirSen kendini bilmezsenYa nice okumaktır” Yunus Emre Kendini bilmek kolay olmayıp çok zahmetli bir sınavdır. Fakat bir sınavın üstesinden gelmenin tek yolu, ne kadar zor olursa olsun onunla yüzyüze gelebilmektir.İnsanların ta en derinlerindeki özlerinin gizli ve saklı olması nedeniyle hakikati bilmelerine karşın bu, bir kalkanın çerçevelediği çıkar, maddecilik, güvensizlik ve korku denen kalın ve çok sert bir kabuğun altında gömülü kalmıştır.Çünkü bazı insanlar , varoluşlarının tüm dakikalarını yüzeysel, yapay, geçici, hoş lezzetli, hoş görünüşlü tasarılar yapmakla geçirip, yaşamlarının pek az zamanını kendilerini tanımak için gereken eylemlere ayırırlar.Halbuki insanın kendisini keşfetmesi hala tasarlanmakta olan bir projedir ve maalesef kimileri bir keşif öznesi olduklarını anlayamayacak kadar meşgul görünmektedirler. Bu nedenle de kendini yaşamak yerine, kendind


Akhtamar (Ahtamar) Surp Haç Kilisesi
2007-03-29 14:39:00
Bugün Van Gölü adacıklarından biri üzerinde bulunan tarihi Akhtamar Surp Haç Ermeni Kilisesi restorasyonu tamamlanarak müze olarak servis vermek üzere açılmış.Küçük yaşımda oraya gittiğimizi hayal meyal anımsıyorum . 5-6 yaşlarımda olmalıydım. Aslında bir kaç aile oralara yüzmeye gitmiştik.Van gölünün sodalı suyunda mayolarımız bembeyaz olmuştu.Balıkçılardan biri parmağıyla göstererek :"Ermeni Kilisesi " demişti.Kilise orada yarı yıkılmış , daha önce dedemin köyünde gördüğüme benziyordu.İkinci kez bir kilise görüyordum.İlk kiliseyi bana dedem göstermişti.4-5 yaşlarında olmalıydım. Erzincan 'a Keş Kuyusu köyüne dedemi ziyarete gitmiştik.Dedem geniş bahçeye yukarıdan bakan terasda parmağıyla ilerde ağaçların arasından çan kulesi görünen kiliseyi göstermiş oraya tek başıma gitmememi öğütlemişti.Dedem söyler söylemez içimde orayı gidip görme arzusu belirmişti.Sonradan dedem beni oraya götürü


Hermes Trismegistus 'un Ayak izleri
2007-03-30 20:32:00
Hermes Trismegistus, Hermes, Thoth,İdris.İşte karşımızda zamanın ötelerine uzanan uygarlıklar coğrafyası : Mısır,Pers,Yunan,Roma,Bizans ve Osmanlı.Binlerce yıl birbirinin içine geçen kültürel karışımlar.Farklı zaman boyutunda gerçeği anlatmaya çalışanlar.Van Gölü üzerindeki bir kilisede gece yarısı iki keşiş mum ışığında masanın üzerindeki parşömenleri inceliyor.Yaşlı olanı , yüksek sesle elindeki parşömendeki yazıları Aramca okuyor genç olanı da bir deftere söylenenleri Latince olarak yazıyordu.Bu keşişler kendilerine verilen kadim parşömen rulolardaki yazıları Latinceye çeviriyorlardı.Gece gündüz demeden .Parşömenleri her iki üç ayda bir ziyarete gelen keşişler getiriyordu.Her seferinde değişik keşişler geliyordu.Yürüyen keşişler . Uzun mesafeleri yürüyerek gidip geliyordu bu keşişler. Aylar noyunca yürüyorlardı.Yanlarında getirdikleri ruloları bırakıyor , çevrilmiş olanları götürüyor
Read more: Hermes

Mimoza Mevsimi
2007-04-01 22:40:00
Burada engin mavi göklerin memleketinde bir şarkı gibi mimozalar. Birden bire çıkıveriyorlar karşınıza o süslü ağaçlar. Güneş üstlerine vurdukça dalgalanıyorlar ,hafif bir esintiyle salınıyorlar gözlerinizin önünde .İşte o vakit baharın geldiğini anlıyorsunuz . ...Binlerce yıldır her yıl aynı dönemde sapsarı açıveriyorlar. Onlar açısından zaman ekseni daha değişik.Gece ve gündüz var öncelikli.Gece olunca yapraklarını kapıyorlar .Sonra ışıkla açılıyorlar.Yeşilin içinde sarı bir şenliktir mimozalar.İzlerken insanın içini sevinçle doldururlar .Nisan ayını mimozalarla karşılıyoruz. Bugün Bir Nisan .Pazar. Soğuk ve yağışlı İstanbul geride kaldı.Pırıl pırıl güneşli , sarı mimoza çiçekleriyle süslenmiş bir başka kentin ılık iklimindeyiz artık. Kadim uygarlıkların ayak izlerini sürüyoruz.İki bin üç bin yıllık yapıların arasından fışkıran mimozalar günümüzü aydınlatan fenerler gibi b


Medeniyetler Çatışması ve Hoşgörü
2007-04-03 21:43:00
Belek Hoşgörü Merkezi:Antalya Belek'de bölge turizm yatırımcılarının ortaklaşa gerçekleştirdikleri bir projeyi gördük.Hoşgörü projesi.Üç İbrahim'i sema'i dinin sembolik mabedlerinin yer aldığı bir mekan , bir site yapılmış.Cami,kilise,ve bir sinagog yer alıyor sitede .Bu coğrafyada bu üç dinin hoşgörü içinde varolduğu mesajını iletmek için yapılmış bir proje. “Homo homini Lupus” Üniversitede ilk hukuk dersimizde hocamız Rona Aybay bu cümleyle başlamıştı hukuk dersine.Genel olarak bizim liselerde latince dersi öğretilmediği için bu cümlenin anlamını da kimse bilemedi.Bizim liselerimizde öğrencilerin içinde yaşadıkları kültüre ilişkin hiç bir dil doğru dürüst öğretilmez.Devlet liselerinde Türkçe ,İngilizce ,Fransızca ve Almanca dersleri lise öğrencisine dert çıkarmaktan başk


Ayak İzleri
2007-04-03 09:32:00
Uygarlığın ayak izlerinin peşindeyiz.Side Antik kentine Apollon Tapınağına gidiyoruz.Denizin tam yanıbaşına yapılmış tapınağın dört sütunu kalmış.MS.300 yılarında yapıldığı söylenen tapınağın nerede nesi olduğunu görmek mümkün değil.Sütunlar sağa sola serpiştirilmiş.Meduza başı kabartmalı sütun parçaları hasar görmüş,güneş kabartmalı sütunlar ters dönmüş.Bu uygarlığın izleri onların üstüne kapaklanan aleni Turist kazıklama restoranlarına ve dükkanlara dönüştürülmüş.Antik kentin yıkıntıları içine son derece çirkince yuvalanan Restoranların ve dükkanların hemen hemen hepsi boş.Sokakta huzurla yürümek ise olanaksız .İnanılmaz ölçüde taciz edici bir kapalı çarşı müşteri kapma savaşı veriliyor.Bu tacize katlanmak zorundasınız.Orada bunu herkes doğal karşılıyor.Side Antik kentini gezmek , ayak izlerini takip etmek bir türlü gerçekleşemiyor.Turizm bürosunda Side ile ilgili tek bir br


Ayak İzlerini Dinamitleyen Avcılara Hoşgörü
2007-04-04 20:07:00
Hazine avcıları tarihi tapınak harabelerini dinamitlemişler.Anadolu kültür zenginliklerinin ayak izlerini ararken inanılmaz öyküler dinliyoruz.Bu öykülerin çoğu hazine avcıları ve tarihi eser kaçakcılarıyla alakalı.Antalya bölgesinde 150 'ye yakın antik kent ve bunun iki katı kadar antik tapınak olduğu söyleniyor.Bu harabelerden geçinen büyük bir de avcı ve kaçakcı kesimi varmış.Belek 'de Belediye 'nin yeni hizmete açtığı plaj tesislerinde 'Misafirhane Restoran 'da çimler üzerinde denize bakarak yemek yiyoruz. Deniz kıyısında halka açık mükemmel tesisler.Yan masalarda yerli halk ve yabancı halk karışık oturmuş yemeklerini yiyiyorlar.Almanlar,İngilizler,Kuzey Avrupa halkları ve Belek'liler.Çevrede mülk edinmiş büyük bir yabancı koloni var.Birlikte huzur içinde yaşıyorlar.Belek bölgesine Anadolu'nun her yerinden göç eden binlerce kişi yeni bir yaşam kurma uğraşı veriyor.İş arayan kitleler , Belek 'de 5 yıld


Yeni Akdeniz İnsanları
2007-04-05 21:07:00
Kanun çıktı ama ,Yabancılar ev almak istemiyor . Antalya'ya yerleşen yabancıların yavaş yavaş bir koloni oluşturduklarını duyuyor,okuyorduk.Akdeniz çıkışlı medya zaman zaman bu yeni Akdenizli hemşerileri için olumlu haberler üretiyorlar.Alanya'nın Alman ahalisi,Belek 'in İngiliz ahalisi,Kaş Kalkan 'ın İrlandalıları konusunda olumlu haberler yazılıp çiziliyor .Belek National Golf Kulübü'nde yeni Akdenizlilerle oturduk sohbet ediyoruz . Alman,Hollandalı,İsveçli,İrlandalı,İngiliz,Avustralyalı, yeni Antalyalıları dinliyoruz.Evlerini ve yöreyi çok beğenerek emlakcılardan almışlar.Resmi dairelerle ilişkilerinde çok zorlandıklarını anlatıyorlar. Gerek tapu gerekse de oturma izni ve diğer resmi kuruluşlarla olan ilişkilerinde çok büyük sıkıntılar yaşadıklarını,yerel halkın da kendilerine sürekli kazık atmaya çalıştıklarından şikayet ediyorlar.Antalyada yaşamaktan memnunlarmış ama başka yere gitmeyi de düşün


Pazar Günü Golf Oynanır
2007-04-08 07:12:00
Pazar günleri golf oynamak için ideal günlerdir.Sabah erkenden kalkarsınız.Cumartesi gecesi yorgunu çoğunluk yataklarında uyurken sporcu azınlık kendisini doğaya fırlatır.Sabahın ilk ışıklarıyla uyanan doğayla başbaşa değişik bir denge arayışıdır doğa sporları.Golf,trecking,koşu,yürüyüş,yelken,dağcılık,kayak ve diğer açık hava sporları bütün gün sürer.Sporcu doğayla kurduğu diyaloğun bağımlısıdır .Gün ışığıyla yıkanan doğa sporcuya bir şeyler anlatır.Sporcu zihin kapısından geçer ve derinlerde bir yerde aradığı dengeyi bulur .www.mayc-net.com


Zihin Kapısı
2007-04-07 09:36:00
Kendini bilme ve anlama uğraşısında ilk adım bilmektir. Bilmek için de önceden nasıl bilindiğini öğrenmek gerekir. Bunu da tek başımıza öğrenmemiz mümkün değildir . İlk kapı zihin kapısıdır.Kendini bilme ve zihinde 'kendi'nin yolculuğu,'öteki'nin de göz ucuyla izlendiği buruk bir süreçtir.Bu kapıdan içeri girmek için ne yapmalı?Nasıl yapmalı da o demir parmaklıkları geçmeli ? Düşünce tarihinde hemen her zaman “beynin algılayan ve düşünen bölümü”ne denk düştüğüne inanılan zihin, bir yanda düşünce ya da düşünme olgusuyla, öte yanda bilgi ya da bilme olgusuyla beraber düşünülmüştür. Kuşkusuz zihinde olup bitenlerin başkalarınca gözlemlenemez olması, başka bir deyişle, zihinde her ne olup bitiyorsa bunun yalnızca ve yalnızca kişinin kendi iç gözlemine açık oluşu zihni özel ve kendisi kılar.Zihinde yolculuk etmek için öncelikle ilk anılardan yola çıkarak yol haritaları çıkarmak gerek


Alanya -Alaiyye
2007-04-07 06:22:00
Yeni Alanyalılar çok mutlu. Resimde görülen Alman çift iki yıldır buradalarmış ama herkes onları tanıyor.Esnaf gelip hal hatır soruyor .Türkçe konuşuyorlar.Alman çift de gayet iyi konuşabiliyor.Biz yemeğimizi yerken hemen hemen her yoldan geçen onlarla durup bir şeyler konuştu.Kentin bir parçası olmuş bu Alman çift .Karı koca çok mutlular.Sahil yolunda parklar ,tenis kortları cafeler çehresini değiştirmiş kentin.Antalya'da bile olmayan şey burada gerçekleşmiş.Bir Anadolu kasabası görüntüsü çağdaş bir Akdeniz sahil kentine dönüşmüş.Sahil yoluna girdiğimizde değişen kenti ve kent yaşamını bariz bir şekilde görüyoruz.Belediye oto park sorumluluğunu özel bir firmaya vermiş.Otopark A.Ş. Yolların bir bölümü sarı çizgilerle çizilmiş.O bölüme arabanızı park ediyorsunuz .Yakındaki otomattan da bilet alınıyormuş.Biz bilet almadığımız için ,geri döndüğümüzde arabanın tekerleğinin kelepçelenmiş olduğunu g


Demokrasi Üzerine Kuramsal Esintiler
2007-04-12 10:06:00
Demokrasi rejimini tarif etmek için sona ermiş bir altın çağ olan antik çağlara gitmemiz gerekmez ."Halkın çoğunluğunun azınlığı idare etmesi prensibine dayalı rejime demokrasi denir.Demokraside önceliğin özgürlüğe mi yoksa eşitliğe mi verilmesi gerektiği tarih boyunca tartışılmış ve tarih, bu ikisini bir arada tutacak sistem teorisini üretme çabalarıyla sıklıkla karşılaşmıştır.Liberal demokrasi sistemi de bunlardan biridir.İçinde barındırdığı liberal kelimesiyle özgürlüğü, demokrasideki siyasi eşitlik kavramıyla da eşitliği temsil etmektedir.Bunu düşünürken ekonomi disiplinindeki liberalizm ile siyaset disiplinindeki liberalizmin birbirinden ayırmamız gerekir.Basit olarak liberal demokrasi; iktidarı halkın belirlediğini ancak bu iktidarın bireysel özgürlüklerle sınırlandığı bir siyasal sistem olarak belirtebiliriz.Hoşgörü ve tüm fikirlerin var olabildiği bir rekabet ve siyasi eşitlik prensiplerinde gerç


Page 1 of 5 « < 1 2 3 > »
eXTReMe Tracker