Save info   Get password
Home Submit your blog Edit Account Rules RSS-Archive Contact


Halil Cibran
2007-10-21 15:00:00
Yaşam kalbini okuyacak bir şarkıcı bulamazsa, aklını konuşacak bir filozof yaratır.Zihnimiz bir süngerdir, yüreğimizse bir nehir.Çoğumuzun akmak yerine, sünger gibi emmeyi seçmesi ne garip!Yürüyenlerle birlikte yürümeyi yeğlerim, durup yürüyenlerin geçişini seyretmeyi değil.Eşin daima şarkı söyler; asla açıklamaya çalışmaz.Eğer ağzın yemekle doluysa nasıl şarkı söyleyebilirsin?Ve eğer elin altınla yüklüyse, şükretmek için nasıl kaldırabilirsin?Güneşe arkanı dönersen, ancak kendi gölgeni görürsün.Ben onlara güneşi gösterdim,Aptallar parmağıma baktılar.Yüreğin bir volkansa eğer, avuçlarında çiçekler açmasını nasıl umabilirsin?Bana "seni anlamıyorum" demen, hak etmediğim bir övgü,hak etmediğin bir yergidir.Yanlışlarımızı doğrularımızdan daha büyük bir coşkuyla savunmamız ne gariptir!Suskunluğu gevezeden, hoşgörüyü hoşgörüsüzden ve kibarlığı kaba olandan öğrendim.Ne garip ki, tüm bu


Sırlar Dünyasına açılan kapılar :Ege mağaraları
2007-10-28 03:09:00
1970 yılında keşfedilen Kuşini Mağarası, Selçuk’tan İzmir’e giden asfalt yolun 7. kilometresinden sağ tarafta çok uzaklardan görülebilmektedir.Ephesoslular tarafından Romalılar zamanında mermer ocağı olarak kullanılmış Kuşini Mağarası’nın önünde, mermer artıkları üç ayrı yığın oluşturmaktadır. Mağara, içerisinden tonlarca mermerin alınması sonucunda insan emeği ile meydana getirilmiştir. Girişte bulunan görkemli bloklar, mağara önünü kısmen kapatmaktadır. Mağaranın içinin genişliği 100 m., derinliği 40 m., yüksekliği girişte 40 m. kadardır.Tavanın çökmemesi için, mağara girişinde sütun görevi yapan çok büyük bloklar oluşturulmuştur. Kuşini Mağarası’nın tarihlemesi, yarı kesilmiş bloklara, tahta çivilerin çakılması için açılan yarıklara, duvarlardaki çalışma izlerine dayanılarak yapılmaktadır. Büyük bir olasılıkla Romalılar zamanında, Ephesos kentinin en yüksek düzeye eriştiği


What If life is a game
2007-10-26 05:31:00
Insan Olmanın Kuralları Doğarken dünyaya bir kullanma kılavuzu ile gelmediniz; aşağıdaki kurallar yaşamınızı daha iyi kılmak içindir.1. Size bir vücut verilecektir. Onu beğenebilir ya da ondan nefret edebilirsiniz, ancak kesin olan bir şey varsa o da ömrünüzün geri kalanı boyunca ona sahip olacağınızdır.2. Dersler öğreneceksiniz. "Yeryüzünde Yaşam" isimli tam zamanlı gayrı resmi bir okula kaydoluyorsunuz. Her kişi veya her olay birer Evrensel Öğretmen'dir..3. Hatalar yoktur, yalnızca dersler vardır. Büyümek bir deneyim sürecidir. "Başarı" kadar "yenilgiler" de bu sürecin bir parçasıdır.4. Bir ders öğrenilene kadar tekrar edilir. Bu ders, ta ki siz öğrenene kadar size çeşitli biçimlerde anlatılır -- ancak ondan sonra bir sonraki derse geçebilirsiniz..5. Eğer kolay dersleri öğrenemezseniz bu dersler giderek zorlaşırlar. Dışsal sorunlar içsel durumunuzun kesin bir yansımasıdır. Içsel engelleri ortadan kaldırdığınız


Michel Tournier
2007-10-31 15:31:00
Foucault’dan Deleuze’e yapısalcılık sonrası düşünce, edebiyatı ve felsefeyi de alabildiğine değiştirmiştir .Michel Tournier’nin öykü ve romanları herhalde bu nitelendirmeye en uygun ürünler olacaktır.Yazarın yapıtları Türkçeye Ayrıntı yayınları tarafından kazandırılmıştır :Cuma yada pasifik Arafı Çalı Horozu Altın Damla Kızılağaçlar Kralı Gilles ile JeanneAnahtarlar ve kilitler Kaynak ve Çalı Meteorlar Kutsal Ruh Veda yemeği Yazar, masalları, antik ve ‘modern’ mitleri; günümüzün arzu, kimlik ve yersizyurtsuzlaşma gibi sorunlarına değinmek üzere yeniden biçimlendirerek işlemiştir.Tournier, ilk romanı Cuma ya da Pasifik Arafı ile ün kazandı.Kitap, Defoe ile başlayan Robinson geleneğinin en parlak örneklerinden biriydi.Tounier’nin parodik ve zaman zaman rahatsız edici olan yapıtları çağdaş dünya hakkında birer yorum olarak okunabilir; ancak kitapları genellikle mitler ve geleneksel öyküler üzerine kuru


Bir Kitap : Osmanlı Mirası yorumu ...
2007-10-31 03:20:00
`Türklere Osmanl ı'dan kalan en büyük miras cehalettir.`O.YTürklere Osmanlı'dan kalan en büyük miras cehalettir.Bu, iktisatçı Oktay Yenal'ın Ulusların Zenginliği ve Uygarlığı-Eğitim Boyutu adlı önemli kitabın içerdiği en önemli mesajlardan biridir.Yenal, "Osmanlı Devleti'ndeki cehalet karanlığının, Cumhuriyet kuşaklarına öğretilenden çok daha derin" olduğunu yazıyor.Avrupa'da kökleri Roma İmparatorluğu'na dayanan bir kilise/okul geleneği vardı.Sonradan ortaya çıkan prenslik ve dükalıkların birçoğunda temel eğitim bizzat hükümdarlar tarafından teşvik edildi. Almanya'da Büyük Frederik'in (1712-1786) 5-14 yaşındaki bütün çocuklara başlattığı zorunlu eğitim, kısa sürede diğer Avrupa ülkelerine yayıldı. On yedinci yüzyıla gelindiğinde Avrupa'nın büyük bir kısmı yaygın eğitim kurumlarına sahipti.Osmanlı bu akımın tümüyle dışında kaldı. Cumhuriyet kurulana kadar "okul çağındaki çocukların ç
Read more: Miras

Jorge Luis Borges
2007-11-06 16:53:00
El Libro di Arena Yazarın kitabı 'Kum Kitabı' adıyla olarak Türkçeye çevrilmiş .Doğumu 24 Ağustos 1899, Buenos Aires-Ölümü 14 Haziran 1986, CenevreArjantin tarihinde önemli yeri olan İngiliz asıllı bir aileden geliyordu.I. Dünya Savaşı’nın hemen öncesinde (1914) ailesiyle Cenevre’ye göçtü. 1919’da buradan ayrılarak Mayorka ve İspanya’da birer yıl kaldı. 1921’de Buenos Aires’e döndükten sonra doğduğu şehri bir anlamda yeniden keşfetti.1938’de dokuz yıl boyunca çalışacağı kütüphane memurluğuna başladı. Kurgular dizisi ve Alef adlı kitabında toplanan hikâyelerini kaleme aldı. Bu dönemde, H. Bustos Domecq takma adıyla dedektif hikâyeleri yazdı (Don Isidro Parodi İçin Altı Sorun - 1942).1946’da Juan Peron’un iktidara gelişiyle, kütüphanedeki işinden atıldı.1955’de Peron devrilince Arjantin Ulusal Kütüphanesi Müdürlüğü’ne getirildi. Aynı sıralarda Buenos Aires Üniversitesi’nde İngiliz ve Ameri


Norman Mailer
2007-11-10 12:29:00
Ünlü Amerikalı yazar Norman Mailer vefat etti .İki kez Pulitzer ödülü kazanan Mailer'in 40'dan fazla kitabı ve denemeleri var.Mailer genç yaşta Amerikan siyasi yaşamı ile ilgili liberal görüşlerini kamuoyuna duyurdu. Daha sonra Vietnam ve diğer savaşlar konusunda ciddi eleştiriler getirmesiyle de ünlü. Mailer'in ilk kitabında "The Naked and the Dead -Çıplak ve Ölü" İkinci Dünya Savaşı 'nda öldürülen milyonlarca insanın öyküsünü anlattığı romanıyla tanındı . Mailer'in eserlerinde sık sık yer verdiği şiddet, cinsel saplantılar ve aykırı bakış açıları muhafazakarları rahatsız ediyordu..Mailer, "The Armies of the Night-Gece Orduları" adlı eseriyle 1968 yılında "Pulitzer Ulusal Kitap Ödülünü, "The Executioner's Song-Celladın Şarkısı" adlı kitabıyla da 1978 yılında "Pulitzer Roman Ödülünü" kazanmıştı.Yazar 84 yaşında bugün vefat etti .


Biraz daha Alegori
2007-11-07 12:55:00
Alegorilerin söylemek istediği tek şey, anlaşılmaz olanın anlaşılmaz olduğudur.Alegorik bir metin hiç şüphesiz metnin içindeki unsurların metnin kendisinden çıkarılarak tüm metinleri bir alegori olarak okumanın mümkün olduğu değil, aynı zamanda her okumanın kendi içinde bir alegoriye dönüştüğü ve başka okumaların hedefi haline geldiğidir.Kendi alegorisine dönüşen yapıt asla bitmez, dini, siyasi, mitolojik, kültürel okuma biçimlerine açılır ve okuruna pek çok kapı aralar.Simgecilik, deneyimi düşünceye, düşünceyi de bir imgeye çevirir; imge aracılığıyla anlatılan düşünce hep devinim içinde ve ulaşılmaz kalır ve her dilde anlatım bulmasına rağmen anlatılamaz olur.Alegori ise deneyimi kavrama, kavramı da bir imgeye çevirir; kavram hep tanımlanmış ve imge aracılığıyla anlatılabilir.Kesinlik isteyen ve arayan bir çağın ya da toplumun edebiyattan beklentilerine cevap vermek üzere geliştirilmiş bir yöntemdir


Alegori ve Sembolizm
2007-11-07 12:19:00
'Alegori', daha dar bakarsak, Batı Avrupa'nın ortaçağda başına tac ettiği bir anlatım yöntemidir.Tanımlayıcı özelliği, en kısa söyleyişiyle, bir şeyin bir başka şeyi temsil etmesidir. O çağın en tanınmış alegorilerinden biri 'Gül'ün Romanı' adını taşır.Burada gül, güldür, ama gülden çok, 'sevgili'dir, sevilen kadındır.Koşukla yazılmış bu hayli uzun anlatıda, erkek kahraman bu güle yaklaşmaya ve onu elde etmeye çalışır. Bunun için çeşitli arkadaşlarından yardım ister ve alır. Bu arkadaşları da 'alegorik' kişilerdir.Birinin adı 'Bialacoil'dur: Ortaçağ Fransızca'sında, 'nezaket' anlamına gelecek bir kelime, ama ondan biraz daha karmaşık, 'sevimli', 'cana yakın' gibi çağrışımları da var.Ondan yardım isteniyor, çünkü bu özellik, bir adamın bir hanımın gönlünü kazanma çabasında en önemli yardımcısıdır.Delikanlı gibi 'gül'ün de böyle alegorik yardımcıları (ya da 'zaaf'la


Milliyetçilik
2007-11-14 02:23:00
Milliyetçilikler Meselesi Üzerine NotlarBir Ulus Baker analizi :1. Çağımız, kitleler karşısında duyulan bir korku içinde. Bu korku bir taraftan devletçi bir mutlakçılığın imgelerini, öte yandan kamu vicdanının elektronik bir denetimini de birleştirmekten geri kalmıyor. Bu korkunun öteki kutbundaysa “devrimci” şiddet (bunun ‘sosyalizm’ çerçevesinde kurulmuş olmasının zorunlu olmadığı da artık günümüzde, İslam ve milliyetçilikler sayesinde ortaya çıkıyor) ya da terörizm yer alıyor.Her ne hal ise, “totaliterlik” söylemlerinin belli bir süre oluşturduğu mitos, varlığını farklı düzlemlerde sürdürmeyi seçiyor. Geçmişe, özel olarak sosyalizmin geçmişine oranlıyor kendini.Ancak “totaliterlik” tezlerinin içselleştirilmiş oluşunun, “milliyetler” sorununun patlayışını yaşayan günümüzde bazı varsayımlar uyandırabilme konusunda özel bir yeteneği var. Bu varsayımların bağlandığı temel varsayım, i


Franz Kafka
2007-11-12 13:47:00
A. Ömer Türkeş 'in bir Kafka incelemesi : Yaşamı boyunca pek tanınmayan, tüm yazdıklarının imha edilmesini vasiyet ettiği yakın arkadaşı Max Brod’un ‘ihaneti’ sayesinde hikaye ve romanlarıyla bir edebiyat efsanesine dönüşen Franz Kafka, 1883’te, Alman asıllı Yahudi bir tüccarın en büyük oğlu olarak Prag’da doğdu. İlk ve orta öğrenimini Alman okullarında tamamladı. 1901’de Karl Ferdinand Üniversitesi’nin kimya fakültesine kayıt yaptırdıysa da, karar değiştirip önce edebiyat ve sanata yöneldi, en sonunda annesiyle babasının isteğine uyarak hukuk eğitiminde karar kıldı. Üniversite yılları verimliydi Kafka’nın. 1902 yılında tanıştığı Max Brod sayesinde Prag’ın edebiyat çevrelerine açıldı.Nietzsche’den, Darwin’den ve ‘sosyalizm’den etkilendi. Dini inançları olmamakla birlikte, etnik kimliği nedeniyle Yiddiş tiyatro çalışmalarında yer aldı. 1906’da hukuk doktoru olduktan sonra bir yıl mahkeme


Fatih ve Fetih
2007-11-19 08:01:00
FATİH VE FETİHDerleyen: Halit YILDIRIMKÜLTÜREL BOYUNDURUĞUMUZ: FETİHÇİLİKPek çok diğer şey gibi tarihi algılama ve kutlama günlerine ilişkin de çarpık bir durum yaşanıyor Türkiye'de. Oysa aidiyetleri bir yana bırakarak olaya evrensel insanlık ahlâkı açısından baktığımızda, şehrin 29 Mayıs 1453 günü Osmanlılarca işgali ile 15-16 Mart 1920'de İngilizlerce işgali arasında, işgalcilerin kimliği dışında son tahlilde öz olarak bir fark olmadığını görürüz. Şehrin o anki meşru sahiplerine yabancı olan güçlerin, silah zoruyla işgali anlamında bu iki günün de kutlanması değil, aksine barışçıl ve hakça bir dünya yaratmak için tarihin kaydettiği olumsuzluklar olarak anılmaları gerekiyor. Buna karşılık 6 Ekim 1923 tarihinin, şehrin yabancı tahakkümden kurtarıldığı bir gün olarak kutlanmayı gerektirdiği açıktır.Resmi tarihlerden bilgi almaya kalktığımızda pek çok soru yanıtsız kalır. Çünkü resmi ta


Rene Margritte ve yanılsamalar
2007-11-26 02:56:00
Yanılsamaların yaşamın gizlerini sakladığı bir çok düşünür ve sanatçı tarafından öne sürülmüştür. Gerçeğin ne olduğu çağlar boyunca sorgulanmıştır . Gerçeklerin aranmasında hangi zaman boyuntunda ve hangi zaman diliminde olunduğuna bağlı olarak bir takım yanılsamalaroluştuğu bazı ressamlar tarafından kanıtlanmak istenmiştir .Rene Magritte'in "Pipo" resminde "Bu bir pipo değildir" diye yazar.Ne de olsa resimdeki bir pipo değildir, o bir resimdir. Bizim orada bir pipo görmemiz ise bir illüzyon, yani bir yanılsamadır.Daha geniş anlamda ele alırsak, sanat ve hatta - gerçek evrenden gelen uyarılar sonucu beynimizde oluşan algılarlarla beslenen bilişin burada gerçeğinden ayrı içsel bir evren oluşturması nedeniyle - yaşamın kendisi de zaten bir tür yanılsama değil midir?Rene Magritte'in "Human Condition I" başlıklı yapıtı bize resmin resim olduğunu anlatır. Oda ve pencereden gözüken manzara gerçekliği temsil eder.


Şah İsmail ve Anadolunun tarihi
2007-11-23 03:23:00
İSMAİL Reha Çamuroğlu, Everest Yayınları, 2005,Bir garip sarmaldır Anadolu tarihi. İç içe girmiş çok sayıda tarihi barındırır. Dalınca geçmişin tozlu sayfaları arasına, hangi yönden baktığınıza bağlıdır hangi tarihi okuyacağınız. Anadolu'nun batısından doğusuna doğru bakarsanız, ağırlıklı olarak Osmanlı'nın tarihidir bu. Doğudan batıya doğru bakarsanız, Selçukluların, Akkoyunluların, Safevilerin tarihidir okuyacağınız. Aslında aynı tarihtir bu. Aynı dili konuşanların, Anadolu toprakları üzerinde egemenlik kurmak, egemenliklerini Anadolu'yu birleştirerek pekiştirmek isteyen, çoğu birbiriyle hısım ya da akraba boyların ve beylerin tarihidir.Olaylar, tarihler, yapılan hamleler değişmez hiç. Değişen tek şey ayrıntılardır. Baktığınız yön, amaçları ve sonuçları değiştiremez ama ayrıntıları öyle değiştirir ki, farklı, yepyeni bir tarih okuyormuşsunuz gibi gelir size. İsmail, Anadolu tarihini do


Dante ve Kafka
2007-11-30 15:22:00
Dante, kraliyet piskoposu Can Grande della Scala’ya 1316 yılında yazdığı bir mektupta, her metnin en az iki ayrı okuması olduğunu yazar: "Bir anlamı harflerden ediniriz. Diğer anlam harflerin neyin yerine kullanıldıklarındadır. Yani bir sözlük anlamı, bir de alegorik ya da mistik olan anlam vardır." Dante daha da ileri giderek, alegorik anlamın da üç farklı okumayı içerdiğini söyler.Örnek olarak da İncil’den şu alıntıyı yapar: "İsrail Mısır’dan, Yakup’un evi de yabancıların arasından çıkıp geldiğinde, Yahuda bir sığınaktı ve İsrail onun ülkesi."Dante şöyle diyor: "Yalnızca sözlük anlamına bakarsak, önümüze konan şey, Musa’nın zamanında İsrail kavminin Mısır’dan kaçışının anlatılmasıdır."Alegorik olarak ele alırsak İsa tarafından sağlanan kurtuluş kastediliyor.Analojik olarak (benzerliklerden / çağrışımlardan yola çıkıldığında) ruhun üzüntü ve zavallılığından kurtulup, mutluluğa ka
Read more: Dante

Erhan Bener
2007-12-10 15:36:00
Bu sabah haberlerde içim burkularak okudum :"Öykü ve roman yazarı Erhan Bener , Ankara 'da bir süredir tedavi gördüğü hastanede vefat etti. Bener’in cenaze namazına, eşi Neşe Can, oğlu Yiğit ile kızı Yaprak Beren’in yanı sıra, CHP Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Özyürek, yazar-şair Mustafa Şerif Onaran, hikaye yazarı Cemil Kavukçu ile Ayşe Sarısayan, Ezginin Günlüğü grubundan Hüsnü Arkan, Bener’in hayat hikayesini yazdığı ressam Cemil Eren, ressam Turan Erol ile yazarlar Emin Özdemir, Birsen Ferahlı, Ahmet Özer ve Remzi İnanç katıldı."Bener’in tabutunun üzerine "Yalnızlar" adlı kitabının kapak afişinin örtüldüğü dikkat çekti. Yazarın oğlu Yiğit Bener, örtünün, yazarın tabutunun üzerine "yeşil örtü örtülmesini istemediği için konulduğunu" belirterek, "yazarların kitaplarıyla doğduğu için kitaplarıyla gömülmesinin uygun olacağını" ifade etti."Erhan Bener bir söyleşisinde şunları söylüyord


Kant Felsefesi Notları
2007-12-07 09:39:00
Okuyucu için zor olan felsefelerden biriyle karşı karşıyayız.Muazzam etkisine ve felsefi gücüne rağmen, Kant'ın özellikle üç eleştirisini --Saf Aklın Eleştirisi, Pratik Aklın Eleştirisi, Yargıgücünün Eleştirisi-- okumak, olağan, sokaktaki okuyucu için son derecede zordur. Bu bakımdan Spinoza gibi birinden uzaklaşarak, Leibniz'e yaklaşır. İmanlı bir Protestan olarak Kant'ın eseri bir Kuzey sisi içine gömülmüş gibidir. Bu son derecede kasvetli atmosfer, yine de, düşünceleri doğru dürüst izlendiğinde ve sonuçlarına varıldığında, sisler dağılır ve altta yatan o muhteşem bina, Kant'ın sistemi, bütün haşmetiyle gün ışığına çıkar. Bu sistem bir "eleştiri" olmayı öneriyor. Bu durum, o ana dek filozofların pek alışık olmadıkları bir haldir --filozoflar birbirlerini hep eleştirdiler, çürütüp durdular, ama Kant'a dek kimse, "çağımız bir eleştiri çağıdır" gibisinden, evrenselliğe işaret eden herhangi bi


Kürt Sorunu hızla siyasallaşıyor mu ?
2007-12-06 02:10:00
Brüksel 'de gerçekleşen AB Türkiye masası istişare kurulu toplantısının ardından bu soru sorulmaya başlandı.Ankara'da ABD parlementerlerinin Kürt kökenli milletvekilleriyle gerçekleştirdiği kahvaltı toplantısı da aynı soruları gündeme taşımıştı.PKK terörü geçtiğimiz Nisan ayından bu yana ivme kazanırken, bir yandan da etnik bir Kürt söylemi gelişiyordu.TBMM 'ne seçimle gelen 19 bağımsız Kürt kökenli milletvekili ve AKP içerisinde 75 Kürt kökenli milletvekiliyle birlikte düşünüldüğünde toplam 94 milletvekilinin temsil ettiği % 17 'lik bir etnik gruptan söz ediyoruz .Türkiye 'deki bu etnik realiteyi AB ve ABD uzun bir süredir incelemektedir.Öte yandan Türkiye'deki siyasi ve askeri hakim güçler bu konuya etnik açıdan değil , ulus-devlet modeli açısından bakarak etnik bir yaklaşımı reddetmektedirler.Tek ulus, tek bayrak sloganıyla özellikle milliyetçi ve askeri kanatta ağırlık bulan bu siyasi tavır , giderek


Pink Floyd hakkında bildiklerimiz ...
2007-12-05 02:51:00
Syd Barrett(gitar), Roger Waters(bas gitar), Nick Mason(Davul)Richard Wright(Keyboard) Syd Barrett grubun kurulduğunda Sigma 6 olan ismini iki blues ustası Pink Anderson ve Floyd Council'in isimlerini birleştirerek "The Pink Floyd Sound" olarak belirlemiştir.İlk zamanlar yerel bir kitleye sahip olsalar da kullandıkları görsel efektler ve sahne performansları ile kısa denilebilecek sürede ulusal kitleye sahip olmuşlardır. Kurulduğu zamanlar grupta Bob Klose adlı bir gitarist daha bulunmaktaydı. 5'li "Lucy Leave" ve "King Bee" şarkılarını kaydettiler ancak daha sonra grup bluestan uzaklaştıkça Bob Klose müzikal farklılıklar yüzünden gruptan ayrıldı.Grup "psychedelic rock" tarzları ve görselleri çok iyi kullandıkları konserler ile Londra yer altının en önemli gruplarından biri haline gelmişti. 1966'da daha bir firmayla anlaşmamışken gazeteci Peter Whitehead'ın çektiği Tonite Let's All Make Love in London belgeselinde şarkılarıyla yer a


İmam Hatip Liseleri Tarihi
2007-12-19 23:15:00
İsteseniz de istemeseniz de tarih ,hiç bitmeden akan bir nehir gibi geçmişte olan olayların izlerini günümüze taşır ...Cumhuriyetin ilanı ve Tevhid-i tedrisat kanunu ile kapatılan medreseler zaman içerisinde İmam hatip okulları olarak geriye dönmüş günümüzdeki konumunu almıştır.Çok partili döneme geçişle birlikte Menderes döneminde açılan okullar , Demirel döneminde daha da artmıştır.Oy alma amacıyla sağ partilerin yanısıra sosyal demokrat partiler de yeni İmam hatip okulları açmaktan geri kalmadılar. İktidar partileri kimi zaman, İmam hatip konusunda asker-siyaset dengesine göre değişik ve esnek bir strateji izlemiştir.. Özellikle 12 Eylül sonrasında Kenan Evren'in de teşvik etmesiyle İmam hatip sayısındaki artış, 28 Şubat döneminde aniden kesilmiştir. Daha sonra iktidara gelişi ile Avrupa Birliği çerçevesinde bir politika izleyen AKP, üniversitelere girişte İmam hatip liselerinin önünü açan bir yasayı günd


PIEDRA IRMAÄžININ KIYISINDA
2007-12-15 00:09:00
Tanrı, güneşi her gün yeniden doğurarak bizi mutsuz kılan her şeyideğiştirmemiz için bize zaman tanıyor. Oysa biz her gün, böyle birzamanın bize bağışlandığını görmezden geliyoruz.Bugünün düne benzediği gibi yarına da benzeyeceğini düşünüyormuş gibi davranıyoruz.Ama dikkatini yaşamakta olduğu güne veren kişi, o büyülü anın varlığını keşfediyor.O büyülü an belki de sabah anahtarı kilide soktuğumuz dakikada,akşam yemeğini izleyen suskunluk sırasında, bize birbirinin benzeriGelen binbir şeyde gizli.Mutluluk kimi zaman bir kutsamadır ama çoğu zaman bir fetihtir.Günün o büyülü anı, değişmemize yardımEdiyor, bizi düşüncelerimizin peşinde koşmak için yola koyulmaya itiyor.Acı çekeceğiz, zor zamanlar yaşayacağız, ne var ki bunlargeçici, iz bırakmayan dönemler olacaktır.Ve daha sonra geriye dönüp gururla inançla bakacağız.Kendini tehlikeye atmaktan korkan kişiye ne yazık!!Çünkü o kişi belki de hiç d


Åžeb-i Yelda
2007-12-21 12:43:00
En uzun gece, ya da en kısa gün bugün:21 aralık .Her şeyden önce kış gündönümü; güneşin Oğlak burcuna girmesidir.Oğlakta güneş 0 derecelik açı yapar. 0 derece yaşam enerjisininbaşlangıcıdır.Bunun için bugüne "ayna günü" denir . 21 Aralık en uzun ve karanlık geçen gecedir.Bunun için insanlar tıpkı hıdrellezde ve nevruzda olduğugibi "şenlik ateşleri" yakarlardı. Mum yakmak ve evlerde yılbaşındaki gibi ışıklı ağaçlar bulundurmak diğer sembollerindendi. Eski insanlara göre bugün yeni yılın başlangıcıydı. İran ve Anadolu bölgelerinde de benzer festivaller düzenlenirdi. "Şeb-i yeldayı müneccimle muvakkıt ne bilir,Mübtela-yı gama sor kim geceler kaç saat."İran'da binlerce yıldır bu gece yılın en uzun gecesi olarak Şeb-i Yelda adıyla anılmakta ve İran'ın her yerinde kutlamalar düzenlenmektedir. Kış gündönümünün ana teması genelde güneş ışınlarının yeniden artarak dünyaya dönmesi olan ast


Bahar Ülfet ve Uzlet
2008-03-09 00:19:00
ERENKÖYÜ'NDE BAHARCânan aramızda bir adındı,Şîrin gibi hüsn ü âna unvan,Bir sahile hem şerefti hem şan,Çok kerre hayâlimizde cânanBir şi'ri hatırlatan kadındı.Doğmuştu içimde tâ derindenYıldızları mâvi bir semânın;Hazzıyla harâb idim edânın,Hâlâ mütehayyilim sadânınGönlümde kalan akislerinden.Mevsim iyi, kâinât iyiydi;Yıldızlar o yanda, biz bu yanda,Hulyâ gibi hoş geçen zamandaSandım ki güzelliğin cihandaBir saltanatın güzelliğiydi.İstanbul'un öyledir bahârı;Bir aşk oluverdi âşinâlık...Aylarca hayâl içinde kaldık;Zannımca Erenköyü'nde artıkGörmez felek öyle bir bahârıYahya Kemal Bayatlı DÜŞÜNCEÜlfet belâlı şey, fakat uzlet sıkıntılı,Bilmem nasıl geçirmeliyim son beş on yılı?İnsanlar anlaşıldı. Ci


Londra Günlükleri
2008-02-29 23:49:00
Dördüncü Gün:Londra 'da dördüncü günümüzü kitapçıları dolaşarak geçirmeye karar veriyoruz .Bir güne sığmayacak kadar çok kitapçının bulunduğu bu kentte bir seçim yapmak hiç te kolay değil. İngiliz ve Amerikan Edebiyatı ağırlıklı kitapların oldukça zengin bir kolleksiyonunu bulunduran ve dünyanın dört bir yanından ziyaretçileriyle ,düzenlediği edebiyat matineleri ve panelleriyle belirli bir üne sahip olan,The Calder Bookshop 'ı ziyaret etmeye karar veriyoruz.Waterloo İstasyonuna yakın bir sokakta .51 the Cut .Sabah kahvesine ve "Modernite ve Roman " paneline yetişiyoruz :Kitapçının cafésinde oturanlar merakla panelistleri boşuna bekliyoruz: Panelistler kitapseverlerden oluşuyor.tartışmayı da genç bir İngiliz edebiyatçı yapıyor :Ön


Professor Geoffrey Lewis
2008-02-22 02:37:00
Acı bir kayıp..Türk dostu İngiliz Prof. Geoffrey Lewis vefat etti.Oxford Üniversitesi ‘nde Türk Dilleri Enstütüsünü kuran dilbilimci Geoffrey Lewis’in 12 Şubat tarihinde vefat ettiğini öğrendim. İngiltere ve Türkiye arasında bir kültür ve dostluk köprüsü kurulması için ömrü boyunca çalışan değerli bilim adamı Lewis ‘in en tanınmış eseri ,1953 yılında yayınlanan ve tüm İngilizce konuşulan dünyada yaygın bir başucu kitabı olan “Teach Yourself Turkish “.Türkiye Cumhuriyeti Üstün Hizmet liyakat nişanına sahip olan Lewis, aynı zamanda Boğaziçi ve İstanbul üniversitelerinden fahri onur doktorası aldı... 1970-71 arasında İstanbul'da Robert Kolej'de öğretim üyesi olan Lewis, Turkish Language Society'nin üyesi ve Londra'da faal


İlk Cemre 20 Şubat
2008-02-19 02:53:00
Bugün yılın ilk cemresi havaya düşüyor. Ateş halinde kömür, yani "kor" anlamına gelen "cemre" lerin eski inanışlara göre belirli tarihlerde havaya,suya ve toprağa düştüğüne inanılır.Yine bu inanışa göre kış faslından çıkışın işaretleri olan cemrelerin düştüğü yeri ısıttığı ve bu dönemin hep fırtınalı dönemler olduğu söylenegelir . Şubat 19-20 Havaya Şubat 26-27 SuyaMart 5-6 Toprağa Cemrelerin başlangıcı eski kozmik inanışlarla bağlantılıdır.20 Şubat ilk cemrenin düştüğü tarih aynı zamanda güneşin balık burcuna girdiği tarihtir.Kış faslının son ayı olan bu dönem 20 Martta sona erecektir. Değerli bilim adamı Prof.Mikdat KADIOĞLU, cemreleri bir yazısında şöyle açıklıyor : "Cemrelerin, yılın 180 gün sü


Londra Günlükleri
2008-02-18 02:29:00
İkinci Gün :Bugün önce "London Eye " diye adlandırılan Times nehri kenarındaki çarkı görmeye gidiyoruz. Karı koca mimarlar David Marks and Julia Barfield yılda 3.5 milyon turistin ziyaret ettiği 135 metre yüksekliğindeki bu çark biçimindeki çelik konstrüksiyonu tasarlarken acaba Barok klasik Londra yapılarıyla nasıl bir ilişki kuracağını düşündüler ? Uzay çağı kapsülerine binip 100 metreden Westminster sarayına bakarken nehir gemileriyle yapılan tura katılmadığıma hayıflanıyorum . Bu "Londra'nın gözü" bana göre değil.En iyisi yine çift katlı otöbüsler.Günlük bir kart alıp kenti boydan boya kateden çift katlı otöbüslerle akşama kadar gezebilirsin.Beğendiğin yerde in,yemeğini ye yürüyüş yap müzeleri gez ;sonra tekrar otöbüs


Kosova
2008-02-16 12:24:00
Bağımsızlık mücadelesinin ikinci denemesi …Tek yanlı bağımsızlık …Haber ajansları Kosova başbakanı Haşim Taçi’nin tek yanlı bağımsızlık ilan edilmesi konusunda çok kararlı olduğunu bildiriyor. Büyük bir olasılıkla önümüzdeki günlerde Kosova 1990 yılından sonra ikinci kez bağımsızlığını ilan edecektir. Öte yandan Avrupa Birliğinin tek yanlı bağımsızlığını ilan etmesi beklenen Kosova'ya , EULEX adı verilen polis ve yargı gücünün görevlendirilmesi kararı, kesinlik kazandı. Siyasi yorumcular ,27 üyeli AB'de büyük ülkeler dahil olmak üzere en az 20 ülkenin, Kosova'nın tek yanlı bağımsızlık ilanını hemen tanıyacağı görüşünde . Türkiye’nin de Kosova’nın bağımsızlığını desteklediği biliniyor. Daha ö


Londra Günlüğü ..
2008-02-13 13:11:00
Birinci Gün :Londra 'ya gitmeyeli neredeyse on yıl olmuş .S.K. metro istasyonu çıkışından ara sokaklara akan kalabalığı izlerken dudaklarımdan bir kelime döküldü :Babil .Babil ' i görmüş müydüm ? Hayır ."Getik" ' le "Menok " farkını hiç yaşamıyan bir kültürün kurduğu bu kentin Babil ' e benzemesi mümkün müydü ?Mümkündü.Bu kentin ve bütün büyük kentlerin tarih boyunca sürekli yeni halkları olmuştur.Londra kimbilir kaçıncı değişimini yaşıyor ? Dünyanın dört bir yanından gelen genç insanlar, son yirmi yılda hemen hemen kentin çoğunluğunu oluşturmuş gibi görünüyor.Metro trenini Hintli kullanıyor ,trene start ı veren Kenyalı,biletleri kontrol eden Sırp,çöpleri toplayan,Mısırlı,büfeci Grek, akşam gazetelerini satan


Çoğunluğun diktatörlüğü tehlikesi var mı ?
2008-02-10 05:13:00
Ali Sarp Bugün Üniversitelerde türbanı serbest bırakanlar yarın türbanı mecburi kılmak için oy kullanır mı?Çoğunluk bunu istiyor , siz sesinizi çıkarmayın mı denecek ?Kadınların tümünün tesettüre girmesi için parlementodan bir karar çıkarır mı ?İşte bir kez daha aynı cümleleri duyuyoruz yetkili ağızlardan.Batılı anlamda demokrasinin seksendört yıldır denendiği ülkemizde temel demokratik kavramlar hala tartışılıyor.İki bin beş yüz yıl önce Anadolu ve Akdeniz kıyılarında kurulmuş büyük uygarlıkların siyasi deneyimleri günümüzde hala tartışılıyor.Kişisel hak ve özgürlükler,hukuk devleti,laiklik,söz ve fikir özgürlüğü gibi temel kavramlar arasında geniş halk kitlelerine verilmeye çalışılan mesajların apayrı şi


Page 5 of 5 « < 3 4 5 > »
eXTReMe Tracker