Owner: EN SEVGiLiYE URL:http://gulefendim.blogspot.com/ Join Date: Sun, 12 Aug 2007 06:59:15 -0500 Rating:0 Site Description: Hz. MUHAMMED (SAV)
PROPHET MUHAMMAD (PBUH)
ISLAM Site statistics:Click here
BiR HADiS 2007-08-12 03:41:00 Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurdular:"Kalbinde zerre miktarı iman bulunan kimse ateşten çıkacaktır."Ebu Said der ki: "Kim (bu ihbarın ifade ettiği hakikatten) şüpheye düşerse şu ayeti okusun: "Allah şüphesiz zerre kadar haksızlık yapmaz..." Hadis (Ebu Sa`id İbnu Malik)
KUTLU Mi'RAC 2007-08-10 10:00:00 Mi'racYüce Allah yüksek ilahi mükafatlarla şereflendireceği kullarını çeşitli imtihanlardan geçirmiştir.Bütün Peygamberler bu kaderi paylaşırlar.Bir insanı davasından döndürecek bütün olumsuz şartlar Hz.Peygamber'i zorladığı halde o,Allah adını yüceltmek (i'lay_ı kelimetullah) için hiçbir menfaat gözetmeksizin mücadelesine devam etmek hususundaki kararlılığını her zaman korumuştu.Günün birinde İslam'ın geniş kitlelerce kabul göreceğine dair olan ümidinden de hiçbir şey kaybetmemişti.Bu yüzden de gerek Mekke'liler,gerekse Taifliler hakkında,çektikleri sıkıntılara rağmen ıslah olmaları yönünde dua ediyordu.İşte onun samimi mücadelesinde zirveye tırmandığı,buna karşılık düşmanların da en ziyade vahşileştiği bir ortamda mirac olayı gerçekleşmiştir.Mirac,kuvvetli görüşe göre Medine'ye hicretten önceki bir buçuk yıl içinde (621) Receb ayının 26'sını 27'sine bağlayan gece vukubulmuş ve Cenab
SALAAT AND SALAAM 2007-08-10 07:21:00 SALAAT AND SALAAMReciting salaat and salaam for Prophet Muhammad (Alayhi's-Salaatu wa's-Salaam) and for other Prophets (Alayhimu's-Salaam) is a reflection of the commitment, affection and respect felt towards them. This task can be performed anywhere anytime. In fact, the only deed Almighty Allah commands His servants to perform and acknowledges of Himself performing is the act of reciting salaat and salaam. In one the verses, He decrees "Lo! Allah and His angels recite salaat for the Prophet..."The dictionary meaning for the term "Salaat" is "prayer, salah, and blessing." 104 When the salaat comes from Allah, it is used in the sense of a blessing; when it comes from the angels, it is used in the sense that they wish to receive His divine forgiveness; when the salaat is recited by the believers, it implies the act of praying. In the 56th verse of the Surah Al-Ahzab, we are asked to recite just as much salaam for the Prophet as the salaats. Salaam does not only refer to the name of A
TEK ŞAHiDiN DiLi'NDEN MiRAC 2007-08-10 07:04:00 Tek şahidinin dilinden MiracMiraç gibi insanlık tarihinin en büyük mucizelerinden birine mazhar olan İnsanlığın İftihar Tablosu (sallallâhu aleyhi ve sellem), miracı ve yaşadıklarını şöyle anlatıyor: “Bir gece halam Ummühânî’nin evinde (bir rivayete göre Kabe’de) iken Cebrail (a.s.) geldi.‘Ey muhterem nebi! Rabbin huzuruna varmak için kalk, melekler seni bekliyor.’ dedi. Göğsümü göbeğime kadar yardı. Kalbimi çıkarıp, iman dolu bir altın tasta yıkadı. Tekrar yerine koydu. Bundan sonra katırdan küçük ve merkepten büyük, beyaz renkte “Burak” isminde bir hayvana bindirildim. Bu hayvan, her adımını, gözün görebildiği son noktaya atıyordu. Bir anda Mescid-i Aksa’ya geldik. Cebrail, Burak’ı, bütün peygamberlerin hayvanlarını bağladıkları bir halkaya bağladı. Mescidde diğer peygamberlerin ruhları temessül etti. Bize selâm verdiler. Ben de selâmlarına karşılık verdim. Cebrail bana, ‘Öne geç ve nebilere i
BiR HADiS 2007-08-10 04:38:00 Allah’ın bir kula fakirlik ve hastalık verdiğini gördüğünüzde,şüphesiz ki,Allah onu günahlardan arındırmak istiyor diye düşünün.Hadis (Deylemi).
MiRAC GECESiNi NASIL İHYA EDECEĞiZ ? 2007-08-10 04:18:00 Mirac Gecesini Nasıl İhya Edeceğiz ?"Bir gece, kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye (Muhammed) kulunu Mescid-i Harâm'dan, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ'ya götüren Allah noksan sıfatlardan münezzehtir; O, gerçekten işitendir, görendir." (İsra :1)Mirac Gecesi, Recep ayının 27. gecesidir. Mirac mucizesi, hicretten bir buçuk yıl önce, 621 yılı başlarında vuku bulmuştur. Olayın iki aşaması vardır. Birinci aşamada Hz. Peygamber (s.a.v) Mescidül-Haram'dan Beytü'l-Makdis'e (Kudüs) götürülür. Kur'an'ın andığı bu aşama, gece yürüyüşü anlamında isra adını alır. İkinci aşamayı ise Hz. Peygamber (s.a.v)'in Beytü'l-Makdis'ten Allah'a yükselişi oluşturur. Mirac olarak anılan bu yükselme olayı Kur'an'da anılmaz, ama çok sayıdaki hadis-i şerifde ayrıntılı biçimde anlatılır. Hadis kitaplarında rivayet edildiği üzere:Hz. Peygamber (s.a.v) Burak ile Beytü'l Makdis'e vardıktan s
MÎRAC 2007-08-10 04:12:00 MÎRACMîrac Nedir?Sözlükte "yukarı çıkmak, yükselmek" anlamındaki urûc kökünden türeyen mîrac kelimesi, "yukarı çıkma vasıtası, merdiven" demektir. Terim olarak Hz. Peygamberin göğe yükselişini ve Allah katına çıkışını ifade eder. İslamî kaynaklarda genellikle ele alındığı şekliyle Mîrac hadisesi iki safhada meydana gelmiştir. Rasul-i Ekrem'in bir gece Mescid-i Haram'dan Mescid-i Aksa'ya yaptığı yolculuğa İsrâ, oradan göklere yükselmesine Mîrac denilmiştir. Literatürdeki bu ayrım her iki terimin naslarda zikredilmesinden ileri gelmektedir. Geceleyin yürüme anlamındaki "sery" kökünden türeyen "isra", Kur'an'da bir sûreye ad olmuştur. Buna göre Allah, kudretinin işaretlerini göstermek için kuluna (Hz. Peygamber) Mescid-i Haram'dan, çevresi mübarek kılınan Mescid-i Aksa'ya geceleyin bir seyahat yaptırmıştır (el-İsra 17/1). Mîrac kelimesi Kur'an'da geçmemekle birlikte çoğul şekli olan meâric "yükselme de
ATTITUDES AND BEHAVIORS OF THE HOLY PROPHET TOWARDS NON-MUSLIMS 2007-08-02 16:51:00 ATTITUDES AND BEHAVIORS OF THE HOLY PROPHET TOWARDS NON-MUSLIMSReligious Tradition in the HejazHejaz Peninsula from the north to the south and from the east to the west, has always interacted with different cultural elements and religious traditions throughout history. This region, which stretches from Palestine-Jordan, known as “the golden crescent” in the north, to Mesopotamia has accommodated many traditions from pagan cultures to monotheistic movements. Assyrian-Babylon paganism worshipped the stars and planets, while polytheistic Greek culture, Zoroastrianism, Judaism, Christianity and Manichaeism have all existed in this region. Apart from these religions, many movements that are known as secret religions and which involve esotericism and mysticism have also thrived here. This region was also the place in which many prophets conveyed the faith of monotheism, which is based on the absolute unity of God. Prophets like Abraham, Zachariah, and Jesus invited people to accept God a
O'NUN (SAV) IŞIĞINDA GENÇ SAHABİLER - HZ. AİŞE (ö. 58) 2007-08-02 16:45:00 HZ. AİŞE (ö. 58)Gençliğinin ilk sekiz yılını Hz. Peygambere eş olarak geçiren Hz. Aişe, dinî ilimleri bizzat Rasul-i Ekrem'den öğrenmişti. İslam'ın öğreticisi olan Hz. Peygamber ile aynı evi paylaştığı ve evi de Mescid'in bitişiğinde olduğu için, O (sav)'nun öğretilerinden gece gündüz yararlanmış, O (sav)'nun ders ve sohbetlerini dinleyerek, kavrayamadığı veya merak ettiği yahut bilmediği her meseleyi de hemen O (sav)'na sorup öğrenmiştir. Yine Rasul-i Ekrem de, Hz. Aişe'nin herhangi bir hatasını gördüğü zaman derhal onu uyarmıştır.Hz. Peygamberden aldığı feyz sayesinde İslam esaslarının en seçkin öğreticisi oldu. Sünneti nakledip şerhetmekle kalmadı aynı zamanda onun doğru anlaşılması hususunda ilmî tenkit zihniyetini ortaya koydu. Kuvvetli hafızası sayesinde Hz. Peygamberin hadis ve sünnetinin daha sonraki nesillere ulaştırılmasında emsalsiz hizmetler ifa etti. Rivayet ettiği toplam 2210 hadisle, en
O'NUN (SAV) IŞIĞINDA GENÇ SAHABİLER - MUAZ B. CEBEL (ö. 18) 2007-08-02 16:40:00 MUAZ B. CEBEL (ö. 18)M. 605 yılında Medine'de doğan Muaz, II. Akabe biatında müslüman oldu ve Hz. Peygamberin yakın ilgisine mazhar oldu. Mekke'nin fethinden sonra Rasulullah onu Mekke'de kendi yerine vekil tayin etti. H. 9. senesinde Tebuk Seferi'nden döndükten sonra da onu Yemen'e vali olarak atadı. Henüz 27 yaşında olan genç valiye, nasıl hükmedeceğine ve insanları nasıl davet edeceğine dair gerekli tavsiyelerde bulundu. Bu, Muaz 'ın Hz. Peygamber ile son görüşmeleriydi.
O'NUN (SAV) IŞIĞINDA GENÇ SAHABİLER - ERKAM B. EBİ'L-ERKAM (ö. 55) 2007-08-02 16:37:00 ERKAM B. EBİ'L-ERKAM (ö. 55)İslam'a ilk giren gençlerden biri olan Erkam'ın Safa Tepesi'nin yanındaki evi, Hz. Peygamber ve diğer müslümanlar için adeta bir karargah olmuştu. Hz. Peygambere sadakatle bağlanarak evini O (sav)'nun emrine verdi. Rasul-i Ekrem, İslam tarihinde "Dâru'l-Erkâm" diye anılacak olan bu evi tebliğ faaliyeti için çok elverişli bularak merkez haline getirdi. Allah Rasulü, ilk zamanlar insanları İslam'a gizlice bu evde davet eder, onlara ibadetleri burada öğretirdi. Müslümanlar, müşriklerin şerrinden korunmak için de bu evde gizlenirlerdi.Henüz 17-18 yaşındaki bir gencin, Kabe'nin hemen yanıbaşındaki evini İslam davetine açabilmesi, onun ne denli cesur ve fedakâr bir genç olduğunu da göstermektedir.
O'NUN (SAV) IŞIĞINDA GENÇ SAHABİLER - MUS'AB B. UMEYR (ö. 3) 2007-08-02 16:29:00 MUS'AB B. UMEYR (ö. 3)Mekke'nin en zengin ve asil ailesine mensup olan Mus'ab, refah ve bolluk içinde yetişmiş, kılık kıyafetiyle, nezaketiyle ve fiziki yapısı ile herkesin beğenisini kazanmış, son derece zeki, akıllı, aynı zamanda güzel ve açık konuşmasıyla da herkesin gıpta ettiği bir gençti. Mus'ab'ın erişemediği herhangi bir dünya nimeti yoktu. Ancak manevi bir boşluk, ruhi bir bunalım içerisindeydi. Neticede Erkam'ın evinde bulunan Rasul-i Ekrem'in yanına geldi ve müslüman oldu.Ailesi onu bu yeni dinden vazgeçirmek için her çareye başvurmuştu. Ama Mus'ab, ailesini de, servetini de, Mekke'yi de terkedip Habeşistan'a hicret etti. I. Akabe bey'atında Medineliler, kendilerine İslamiyet'i öğretecek bir öğretmen isteyince, Rasulullah derhal onu bu göreve tayin etti. Medine'de birçok kişi İslam'a onun çabasıyla girdi, birçoğu İslam'ı ondan öğrendi.Medine'nin muallimi Mus'ab, Uhud Savaşı'nda şehid düştüğün
O'NUN (SAV) IŞIĞINDA GENÇ SAHABİLER - ÜSAME B. ZEYD (ö. 54) 2007-08-02 16:21:00 ÜSAME B. ZEYD (ö. 54)Üsame, Peygamberimizin evlatlığı ve azadlısı olan Zeyd b. Harise'nin oğludur. "Hıbbu Rasulullah" yani Allah Rasulü'nün mahbubu, ahbabı, sevdiği bir gençtir.Hz. Peygamber, vefatından kısa bir süre önce, Üsame'yi, aralarında Hz. Ebû Bekir ve Ömer'in bulunduğu Mûte'ye gönderilen sahabe ordusunun komutanlığına atamıştı. Bunun üzerine bazıları, bu atamadan dolayı Hz. Peygamberi eleştirmeye, endişe ve hoşnutsuzluklarını dile getirmeye başladılar. Onların eleştirilerini işiten Hz. Peygamber onlara bir hutbe îrad ederek, bazı kimselerin, Üsame'nin atanmasını eleştirdiklerini, onların daha önce de (H. 8 yılında yine Mûte seferinde tayin edilen komutanlardan biri olan ve şehid düşen) babası Zeyd'i (ö. 8) dile doladıklarını, oysa kendisinin ikisini de çok sevdiğini ve bu iş için onları liyakatlı bulduğunu, ona hayırlısını tavsiye etmelerini ve emrini uygulamalarını istemişti.Ancak iyimser bi
O'NUN (SAV) IŞIĞINDA GENÇ SAHABİLER - CAFER B. EBİ TALİP 2007-08-02 16:15:00 O'NUN IŞIĞINDA GENÇ SAHABİLERCAFER B. EBİ TALİP (ö. 8)Hz. Cafer, Peygamberimizin amcası Ebu Talib'in oğlu, Hz. Ali'nin ağabeyidir. Mekkelilerin baskıları sonucu Habeşistan'a hicret ettiklerinde Cafer b. Ebû Talib'in Necaşî'ye hitaben söylediği şu sözler, bir genç olarak onun bilgi ve özgüvenini ortaya koymaktadır:"Ey Kral! Biz putlara tapan, ölü eti yiyen, her türlü fuhşiyatı yapan, akraba ilişkilerini koparan, komşuya kötü davranan cahilî bir toplum idik. Bizden güçlü olan, zayıf olanı ezerdi. İşte Allah bize içimizden nesebini, doğruluğunu, güvenilirliğini ve iffetini bildiğimiz bir Rasûl gönderinceye kadar bu haldeydik. Oysa gönderilen bu Rasûl, bizi, Allah'ı birlemeye, O'na kulluk etmeye, O'ndan gayrı babalarımızın taptığı taş ve putları terketmeye çağırdı. Bize doğru sözlülüğü, emaneti yerine getirmeyi, akrabalarla ilişkileri devam ettirmeyi, iyi komşuluğu, haramlardan ve kan dökmekten el çekmeyi
O'NUN (SAV) IŞIĞINDA GENÇLER 2007-08-02 16:09:00 O'NUN (SAV) IŞIĞINDA GENÇLERDün ve BugünKur'an-ı Kerim'de tarihin değişik safhalarında önemli roller üstlenen bazı gençlerden ve peygamberlerden söz edilir. Yine Peygamberimizin İslam'ı ilk tebliğ yıllarında yanında çocuklar ve gençler vardı. Kızı Fatıma minik bedenini O (sav)'na siper ederken, Ali yaşadığı toplumun cahilî değerlerine "amcasının dinine" girerek başkaldırıyor, Erkam büyüklerini geride bırakan bir cesaretle evini Peygamber ve arkadaşlarına karargâh kılıyordu.Çocuk ve gençlerin mesaja daha açık olmaları, saf ve temiz fıtratları, o gün onların inandıkları doğrultuda, Peygamberin öğretisini yaşama ve yaymada samimi bir çaba içinde bulunmalarına sebep olmuş ve içinde yer aldıkları Peygamber halkasını kısa zamanda inanılmaz bir şekilde genişletmişti.Dün yörüngesine girdikleri Peygamberin rehberliğinde yaşadıkları toplumu Asr-ı Saadete çeviren bu eşsiz insanlar, bugünün çocuk ve gençle
BiR HADiS 2007-08-02 15:21:00 Kim müsibete uğramış birini teselli ederse, onun o dert sebebiyle kazandığı sevap kadar sevap kazanır.Hadis(İbn-i Mace).
BiR HADiS 2007-07-31 12:11:00 En erdemli (üstün) iyilik, kişinin beraber oturup kalktığı kimselere (çalışma arkadaşlarına) karşı kerim (cömert ve fedakar) olmasıdır. (Kazai).
KIBLE'NiN DEĞiŞMESi VE CiHADA iZiN VERiLMESi 2007-07-31 11:56:00 KIBLENİN DEĞİŞMESİ VE CİHADA İZİN VERİLMESİH.2(624)yılının en önemli iki gelişmesi Kıblenin değişmesi ve Cihada izin verilmesidir. Hz.Peygamber daha evvel namaz kılarken Kudüs'e yöneliyordu.Fakat öteden beri kıblenin Ka'be olmasını arzu ediyordu.Ka'be'yi putlardan temizlemek ve Hz.İbrahim devrindeki tevhid kimliğine bürünmek onun gönlündeki ideallerin başında geliyordu.Öte yandan Medine Şehir devletinin başkanı olmak hasebiyle bölgede siyasi hakimiyet konusunda da sağlam bir adım atılmış oluyordu.Artık,Peygamberimiz(s.a.v.)ve ihlaslı müslümanlar bu büyümeye paralel olarak ezanda olduğu gibi ümmet için en mühim sembollerden biri sayılan kıble konusunda da bir beklenti içinde idiler.Bu beklenti fazla sürmedi.Yaklaşık H.2(624)yılı ortalarında(hicretten onaltı ay sonra)indirilen ayetle kıblenin Ka'be olduğu bildirildi ki,mealen şöyledir:"...(Ey Muhammed)yüzünü Mescid_i Haram'a doğru çevir!Ey Mü'minler bulunduğ
O'NDAN (SAV) NÜKTE VE LÂTİFELER 2007-07-28 09:27:00 O'NDAN (SAV) NÜKTE VE LÂTİFELERHz. Peygamber, fıtratı gereği ölçülü davranan, güler yüzlü, sevecen, nükte ve lâtifelerden hoşlanan, zaman zaman şakalaşmayı seven bir insandır. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de onun bu vasfı için:“Allah’ın rahmetiyle sen onlara karşı yumuşak davrandın. Eğer kaba ve katı kalpli olsaydın, şüphesiz etrafından dağılır giderlerdi.”(Âl-i İmran,3/159) buyurulmaktadır. Fakat şaka ve latifeler konusunda Hz. Peygamber’in her konuda olduğu gibi bir ölçü ortaya koyduğu bilinmektedir. Nitekim, Ebû Hureyre’den rivayet edilen bir hadis-i şerife göre ashaptan bazıları Rasûlullah’a:-“Ya Rasûlullah, sen de bizimle şaka yapıyorsun” dediklerinde, Hz. Peygamber:-“Şaka yaparım ama sadece doğruyu söylerim” buyurmuştur. Burada söz konusu olan, yapılan şakaların mutlaka doğru unsurlar taşıması ve kırıcı olmamasıdır. Hz. Peygamber’in Çocuklarla ŞakalaşmasıHz. Peygamber’in en çok ş
iLK VAHiY 2007-07-28 09:03:00 İLK VAHİY TEBLİĞ EDİLİYORRamazan ayının on altı gecesi geride kalmıştı.Ve Ramazanın on yedisi Pazartesi gecesi idi.Nur Dağı derin ve mânâlı bir sessizliğe bürünmüştü. O civarda her şey de onunla birlikte sessiz ve sâkindi. Konuşulacakları kimbilir dinlemek, söylenenleri âdeta duyabilmek eşsiz mazhariyetine ermek için...Konuşacak olan ile dinleyene belki de hürmet için...Gecenin yarısı geçmiş idi ve zaman seher vaktine ayak basmıştı. Bülbüllerin ötmeye başladığı, güllerin bütün güzellikleriyle etrafa koku tebessümleri dağıttıkları ve Allah'ı zikredenlerin coşup sonsuz hazza eriştikleri müstesnâ vakit!Vahiy meleği Cebrâil (a.s.) en güzel bir insan suretine bürünmüştü. Mis gibi kokularla çevre buram buram kokmakta idi.Havf ve recâ, heyecan ve sükûnet tecellileri içiçe idi.Cebrâil (a.s.), son derece sevinçlidir. Çünkü, son resûl ile, Peygamberler Peygamberi ile muhatap olacak, "habibullah" ünvânını îm
BiR HADiS 2007-07-28 09:01:00 İzin 3 defa istenir. Birincisi, işitmeniz içindir.İkincisi, sağa sola çeki düzen vermeniz içindir.Üçüncüsü ise, müsaade etmeniz veya geri çevirmeniz içindir.Hadis (Darektuni).
OTUZ SENE SONRA ZUHUR BULAN FİTNEYİ HABER VERMESİ 2007-07-26 13:21:00 OTUZ SENE SONRA ZUHUR BULAN FİTNEYİ HABER VERMESİNakl-i sahih-i kat’î ile, ferman etmiş ki:اِذاَ مَشَوُا الْمُطَيْطَاۤءَ وَخَدَمَتْهُمْ بَنَاتُ فاَرِسَ وَالرُّومِ رَدَّ اللهُ بَاْسَهُمْ بَيْنَهُمْ وَسَلَّطَ شِرَارَهُمْ عَلٰى خِياَرِهِمْ deyip, “Ne vakit size Fars ve Rum kızları hizmet etti; o vakit belânız, fitneniz içinize girecek, harbiniz dahilî olacak, şerirleriniz başa geçip hayırlılar ve iyilerinize musallat olacaklar” haber vermiş. Otuz sene sonra haber verdiği gibi çıkmış.
PEYGAMBER EFENDiMiZ VE iLK MÜSLÜMANLAR 2007-07-26 13:10:00 PEYGAMBER EFENDiMiZ VE iLK MÜSLÜMANLARPeygamber Efendimizi doğrulayıp İslâm dinini kabul eden ashab-ı kiramdan birçokları, bu uğurda pek çok eziyetler çekmiş, birçok maddî mahrumiyetlere katlanmış, dinleri uğrunda mallarını ve canlarını vermişlerdir. Peygamber Efendimiz dahi birçok eziyetlere uğramış, hiç bir peygamberin görmediği eza ve cefaya uğrayarak bunlara sabretmiş ve metanet göstermiştir. Yüksek Peygamberlik görevini en üstün bir şekilde çalışarak yerine getirmiştir.Kölelerden ilk önce müslüman olan "Bilâl-i Habeşî" idi. Bu zat müslüman olunca, görmediği eziyet kalmamıştır. Müşrikler bu muhterem zatın boynuna ip takmışlar ve onu çocukların eline vererek sokaklarda ve kızgın kumların üzerinde dolandırmışlardır. Onu bayıltıncaya kadar döğmeye devam etmişlerdir. Fakat Hazret-i Bilâl: "Allah birdir, Allah birdir," diyerek dininde direniyor, bu eziyetlere katlanıyordu. Sonra onu Ebû Bekir Hazretleri sat
BiR HADiS 2007-08-14 12:58:00 İzin 3 defa istenir. Birincisi, işitmeniz içindir.İkincisi, sağa sola çeki düzen vermeniz içindir.Üçüncüsü ise, müsaade etmeniz veya geri çevirmeniz içindir.Hadis (Darektuni).
iLK HARP VE KUTLU ZAFER 2007-08-14 12:56:00 BEDİR ZAFERİBedir,Medineye 80 mil mesafede bir köydür.Suriye'ye giden kervan yolundadır.Senede bir defa kurulur panayırı vardır:Müşrikler ile müslümanlar arasında ilk harp işte burada olmuştur.Kureyş İslam düşmanlığında devam ediyordu.Hicretten sonra Medine'nin mu'teber şahıslarından Abdullah İbn_i Übeyy'e müracaat ederek Muhammed'i öldürmesini ve yahut Medine'den çıkarmasını istemişlerdi.Eğer bunu yapmazsa,Medine'nin bir taarruza uğrayacağını bildirmişlerdi.Ebu Cehl de Ka'be'de rastladığı Medine'nin eşrafından Sa'd'a buna benzer sözler söylemişti.Kureyşten bazı müfrezeler Medine etrafında dolaşmaya,Medine me'ralarına sarkıp yağmaya başlamıştı.Kürz Fihri müfrezesi Medinelilerin hayvanlarını alıp gitmişti.Daha sonra harp hazırlığını tamamlamak için Kureyş,Suriye'ye büyük bir kervan çıkarmıştı.Müslümanlar bu kervanın yolunu kesmek istiyordu.Abdullah b.Cahş seriyyesinde ilk okun atılması v
FAREWELL ADDRESS 2007-08-19 10:04:00 The Full Text of the Farewell AddressMade by Prophet Muhammad (pbuh) to All Mankind at his Final PilgrimagePraise be to Allah. We glorify Him; we thank Him. We expect help from Him. We ask to be forgiven by Him and, with repentance, we turn to Him in obedience. We take refuge in Allah against the evil suggestions of our nafs and doing bad acts. Whomever Allah shows the truth, no one can make him stray from the true path. Whomever He allows the freedom to stray from the true path, no one can show him the straight way. I accept and affirm that there is no god but Allah and that He has no partner in His divinity, authority, domain and power. I accept and affirm that Muhammad is His servant and Messenger.O servants of Allah, I advise you to take refuge in Allah, to hold fast to His commands, to cleanse yourselves from sin, and to protect yourselves from His wrath. I recommend again and again that you obey Him. I begin my words with what is good and with His permission and aid.O people! I a
BiR HADiS 2007-08-19 10:00:00 Günahlarını azaltki, ölüm sana kolay gelsin.Hadis-i Şerif (Beyhaki).
UHUD SAVAŞI 2007-08-19 09:56:00 UHUD SAVAŞI(H.3/M.625)Kureyş'in Öfkesi:Uhud savaşı'ndan önce Kureyş'in öfkesi kabarmış kin ve intikam duyguları artmıştı.Bedir'de yakınlarını kaybedenler müslümanlardan intikam almadıkça koku sürünmeyeceklerine,saçlarını taramayacaklarına and içiyorlardı.Ebu Süfyan,Hind ve benzeri kişileri bunlar arasındaydı.Ortaklaşa yürütülen kervanın karı ile de büyük bir ordu hazırlamaya karar vermişlerdi.Bedir'de yakınları ölmüş olanlar karalar giymiş olarak kabileler arasında dolaşıyorlar,herkesi savaşa teşvik ediyorlardı.Hz.Abbas'ın Mektubu: Peygamberimizin amcası Abbas müslüman olmadığı halde yeğenini çok severdi.Bir mektup yazarak Kureyş'in hazırlığını bildirmişti.Buna göre Kureyş müşrikleri Mekke dışındaki Arap Kabilelerinin de katılmasıyla 3000 kişilik askeri bir kuvvet hazırlamışlardı;700 zırhlı,200 atlı ve 3000 deve vardı.Ordu içinde kalbi iğrenç bir intikamla dolu olan Ebu Süfyan'ın karı