Owner: Türkçe Yaşam URL:http://turkceyasam.blogcu.com Join Date: Fri, 10 Aug 2007 11:28:30 -0500 Rating:0 Site Description: edebiyat, türkçe, türk dili, eğitim, türkolog, roman özetleri, mucitler, icat, ilgili, konular, sözcük, anlam, dil bilgisi, Türk, blog, şair, yazar, oyun,haber, türkçenin, tarih, muharrem ergin, meb, yüz temel eser, güzel sözler din, islam, video, mp3, aş Site statistics:Click here
Msn Plus Live Rehberi (Messenger Plus, nasıl kullanılır, püf noktaları, açıklama) 0000-00-00 00:00:00
...Msn
Plus
Live
Rehberi...
Aynı
Anda Birden Fazla Hesap Kullanın
İş için ayrı, özel arkadaşlarınız için ayrı MSN
hesabınız olabilir. Bu hesapları aynı anda çevrimiçi olarak kullanmak
isityorsanız aşağıdaki ayarları yapmanız yeterli :
Windows Live Messenger
’ı başlatın.
Messenger Plus
Live
butonuna basın ve çıkan menüden Preferences seçeneğine tıklayın.
Messenger
sekmesine tıklayın ve Allow me to connect to several accounts
simultaneously onay kutucuğunu işaretleyin.
OK
butonuna basın.
Artık
Program Files veya Hızlı Başlat araç çubuğunda yer alan Windows Live Messenger
kısayoluna ikinci kez tıkladığınızda, eskiden olduğu gibi o anda çevrimiçi olan
hesap değil, yeni bir MSN açılacak ve sizden kullanıcı adı ve parola
isteyecektir.
Eyvah Patron Geldi, MSN’i
Saklayın
Windows
Live Messenger’i iki tuşa basarak saklayıp istediginiz zaman açabilirsiniz.
Üstelik mes
Küçük Deniz Kızı | Masal 0000-00-00 00:00:00
...Küçük Deniz Kızı...
Bir zamanlar altı güzel kızı
olan bir kral varmış. Ama bu kral insanların kralı değilmiş. Ülkesi dalgaların
altında balıkların değerli taşlar gibi parıldadığı bir ülkeymiş. Genç
prenseslerin anneleri çoktan ölmüş ve onları büyükanneleri büyütmüş. İçlerinde
en güzelleri en küçük olanıymış. Saçları altın bukleler halinde omuzlarına
dökülüyormuş. Kızlar büyükannelerinin anlattığı yeryüzüyle ilgili masalları çok
seviyorlarmış. Bu masallarda bacak adlı iki şeyin üzerinde yürüyen garip
insanlar varmış. Küçük denizkızı da bu anlatılanları görmek istiyormuş. "Onbeş
yaşını beklemen gerekir," demiş büyükanneleri. "O zaman gidip görebilirsin."
En büyük denizkızı yaşı geldiğinde yüzeye çıkmış ve gördüğü ilginç şeyleri
kardeşlerine anlatmış. Yıllar geçmiş ve sonunda küçük denizkızının da yüzeye,
insanların dünyasına çıkabileceği gün
Diyet | Masal 0000-00-00 00:00:00
...Diyet...
Dar kapısından başka aydınlık
girecek hiçbir yeri olmayan dükkânında tek başına, gece gündüz kıvılcımlar
saçarak çalışan Koca Ali, tıpkı kafese konmuş terbiyeli bir aslanı andırıyordu.
Uzun boylu, iri pençeli, kalın pazılı, geniş omuzlu bir pehlivandı. On yıldır bu
karanlık in içinde ham demirden dövdüğü kılıç ve namluları tüm Anadolu'da, tüm
Rumeli'de sınır boylarında büyük bir ün kazanmıştı. Hatta İstanbul'da bile
yeniçeriler, satın alacakları kamaların, saldırmaların, yatağanların üstünde
"Ali Usta'nın işi" damgasını arıyorlardı. O, çeliğe çifte su vermesini
biliyordu. Uzun kılıçlar değil, yaptığı kısacık bıçaklar bile iki kat olur,
kırılmazdı, "Çifte su vermek" sanatının, yalnız ona özgü bir sırrı vardı. Yanına
çırak almaz, kimseyle çok konuşmaz, dükkânından dışarı çıkmaz, durmadan
uğraşırdı. Bekârdı. Hısımı, akrabası yoktu. Kentin
Keloğlan ve Sihirli Taş | Masal 0000-00-00 00:00:00
...Keloğlan
ve Sihirli Taş...
Bir varmış, bir yokmuş.
Allah'ın kulu çokmuş. Evvel zaman içinde bir Keloğlan varmış. İhtiyar ve yoksul
annesi, bu biricik oğlunu "Keloğlum,keleş oğlum" diye severmiş.
Günlerden bir gün Keloğlan annesinden izin alıp balık tutmaya gitmiş. Belki bir
kaç balık yakalarım. Anacığımla pişirir, yeriz. Aç karnımızı doyururuz" diye
düşünüyormuş.
Irmağın kenarına gelip oltasını salmış. Öğleye doğru kocaman bir balık tutmuş.
Pulları gümüş gibi parlak, gözleri cam gibi aydınlık, güzel mi güzel bir
balıkmış bu...
Keloğlan balığın pullarını kazımış, karnını yarıp temizlemek istemiş. Bir de ne
görsün! Balığın karnı içinde kocaman bir tas durmuyor mu? Keloğlan bir sevinmiş,
bir sevinmiş ki sormayın. "Hem balığı götürürüm anama, hem tası" demiş.
Tası su ile doldurup balığı yıkamak istemiş. Birden inanılmayacak bir şey olmuş.
Tastan boşalttığı sula
Ceylan, Kaplumbağa, Fare ve Karga | Masal 0000-00-00 00:00:00
...Ceylan, Kaplumbağa, Fare ve
Karga...
Bir varmış, bir yokmuş; hayvanların mutlu yaşadığı bir ülke varmış. Bu ülkede
ceylan, kaplumbağa, karga ve fare bir arada güzel güzel yaşıyormuş. Yurtları
uzak, çok uzak bir yerdeymiş. Mutlulukları da bu yüzdenmiş.
Bir gün ceylan çayırda oynuyormuş, halinden çok mutluymuş. Ancak birdenbire
insanoğlunun en iyi dostu olarak bilinen bir köpek çıkmış ortaya . Tabii
arkasındanda bir insan gelmiş . Köpek ve adam geyiğin peşinden koşmaya
başlamış.Ceylan kaçmış onlar kovalamışlar.
Bu sırada evde yemek zamanıymış. Sofrayı hazırlayan fare bakmış arkadaşlarından
biri eksik. Arkadaşlarına dönerek :
-Neden ,demiş hep dörtken bu gün üçüz? Ceylan arkadaşımız bizi unuttu mu
dersiniz?
-Unutmaz, demiş kaplumbağa. Mutlaka başı dertte olmalı. Ne olurdu karga gibi
kanatlarım olsaydı, uçar dolanırdım çayırları. Ya ceylanın yardımımıza ihtiyacı
varsa, ne olduğun
Çizmeli Kedi | Masal 0000-00-00 00:00:00 ...Çizmeli Kedi... Bir zamanlar, üç oğlu olan bir değirmenci varmış. Değirmenci ölünce büyük oğluna değirmen, ortanca oğluna eşek, küçük oğluna da kedi miras kalmış. Küçük oğlu bu duruma çok üzülmüş. “Kedi ne işine yarar ki insanın?” diye yakınmış. “Pişirip yiyemezsin bile.” Kedi bunu duymuş ve hemen cevap vermiş. “Kötü bir mirasa sahip olmadığınızı göreceksiniz efendim. Bana boş bir çuval ve bir çift de çizme verirseniz, neye yarayacağımı görürsünüz.” Şaşkınlıktan ağzı bir karış açık kalan çocuk, kedinin istediklerini yapmış. Kedi çizmeleri giyince ayna karşısına geçmiş ve kendini pek beğenmiş. Sonra kilerden taze bir marulla güzel bir havuç seçip ormanın yolunu tutmuş. Ormanda çuvalın ağzını açmış, marulla havucu çuvalın içine yerleştirip bir ağacın arkasına saklanmış. Çok geçmeden taze sebzelerin kokusunu alan küçük bir tavşa
Kar Tanesi | Masal 0000-00-00 00:00:00
...Kar Tanesi...
Bir varmış,bir yokmuş...
Eski çağlarda, kuzey ülkelerinden birinde, ormanlar içindeki küçük bir köyde,
Daniel adında bir çiftçi ve Anna adındaki karısı yaşıyorlarmış. Artık genç
sayılmayacak yaşa gelmiş oldukları halde, Daniel ve Anna'nın çocukları yokmuş.
Halleri vakitleri yerinde olduğundan, çocuksuz olmak, karı kocayı çok
üzmekteymiş. Ama her ikisi de iyi kalpli insanlar oldukları için,
yalnızlıklarını gidermek için türlü yollara sapar, huysuz ihtiyarlar gibi
yaşamazlarmış.
Daniel ve Anna, köyün bütün çocuklarına sevgi gösterir, her fırsatta komşu
çocuklar için pastalar yapar, onları evlerinde misafir eder ve ağırlarlarmış.
Ayrıca evlerinde altı tane kedi, dört tane de köpekleri varmış. Yalnız ev
hayvanlarına değil, ormanda yaşayan yaratıklara da iyi davranırlarmış. Bütün
bunlara rağmen, yaşlı karı koca, bir çocukları olsa daha da mu
Anlatım Bozuklukları İle İlgili Karma Cümleler 0000-00-00 00:00:00 Anlatım Bozuklukları İle İlgili Karma Cümleler » Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Yaban adlı romanında, Yunanlıların Türklere yaptığı zulmü çok ayrıntılı bir şekilde anlatmış ve bazı Türk köylülerinin Yunanlılara kucak açmasını eleştirmiştir. » Kalp Arapça bir sözcüktür ve bu sözcüğün sonu sert ünsüzle bitmektedir. » Ağlayan kadın, yaşlı gözlerle kendisine sorulanları cevaplıyordu. » Zaman zaman şiir yazıyor ve yayımlıyorum; ama ben şiiri hiçbir zaman köşe yazarlığı olarak görmüyorum. » Yeni yapılan bir müze törenle hizmete açıldı. » Adana'da otobüs bileti fiyatları yeniden ayarlandı. » Bütün gün anlattığın o işi düşündüm. » Mehtaplı pırıl pırıl bir gecede çiseleyen yağmur altında dolaşıyorduk. » Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol. » Birçok seneler geçti dönen yok seferinden » Seçim döneminde her çeşit siyasal etkinliklerin yasaklanması gerekir. »
Anlatım Bozuklukları İle İlgili Uygulamalar 0000-00-00 00:00:00 Anlatım Bozuklukları İle İlgili Uygulamalar Ekşi yiyecekleri az , acıyı ise hiç yemezdi. Ekşi yiyecekleri az yerdi, acıyı ise hiç yemezdi. Bu yazıyı değil okumak, anlamak bile imkânsız. Bu yazıyı değil anlamak, okumak bile imkânsız. Ben ona ağabey, o da bana kardeşim derdi. Ben ona ağabey derdim, o da bana kardeşim derdi. Toplantıda pasta ve meyve suyu ikram edildi. Toplantıda meyve suyu ve pasta ikram edildi. Biricik arzum bu yılki sınavı kazanmak ve iyi bir bölüme girmemizdir. Biricik arzum bu yılki sınavı kazanmanız ve iyi bir bölüme girmenizdir. Bu işi ben ve sen yapmalısınız. Bu işi ben ve sen yapmalıyız. Kendisine bütün sınıf adına teşekkür eder ve tebrik ederim. Kendisine bütün sınıf adına teşekkür eder ve kendisini tebrik ederim. Yarının mutlu günlerine özlem duyuyorum. Özlem geçmişe duyulur. Bu bölge coğrafî ve iklim açısından ilgi çekici özelliklere
Anlatım Bozuklukları İle İlgili Örnek Cümleler 0000-00-00 00:00:00 Anlatım Bozuklukları İle İlgili Örnek Cümleler Sözcüklerin Seçiminde Yanlışlık Yapıyoruz... Düşüncelerimiz arasında ayrıcalık giderek büyüyor. (ayrım) Bahçeye ektiğin elma fidanı kurumuş. (diktiğin) Ali’nin saçları büyümüş. (uzamış) İnsanlar, hırsızlık, dolandırıcılık, gibi bayağı hünerlerden uzak durmalı. (davranışlardan) Toplum içinde bu çekimserlik niye? (çekingenlik) Bu makine iyi resim çekmiyor. (fotoğraf) İçeri girdi, önce kendini tanıştırdı. (tanıttı) Her girişimden çekinmez. (Hiçbir) Anlamca Çelişen Sözcükleri Bir Cümlede Kullanıyoruz... Bundan aşağı yukarı tam üç yıl öncesiydi. (olasılık - kesinlik) Herhalde onlarda gelecek sanırım. (kesinlik - olasılık) Eminiz ki saat üçte burada olsa gerek. (kesinlik - olasılık) Bize öyle geliyor ki bunlar kaçmış olsa gerek. (kişisel görüş - olasılık) Ses Bakımından Birbirine Be
Etimoloji Notları 0000-00-00 00:00:00
...Etimoloji Notları...
1. metelik: Sondaki -lik eki, türkçe
sözcük çağrışımı yapıyor; "yemeklik yağ"daki gibi... Aslı ise batı dillerinden
geliyor: İngilizce'de, metallic; yani metal para... Biz kullanırken baştaki
bölümü de bir türk ismiyle (mete) değiştirip kullanagelmişiz.
2. isterik: Biliyorum ki birçok kişi bu hatalı biçimiyle kullanmıyordur
bu sözcüğü. "Histeri" nöbetlerine tutulan kişinin aldığı sıfattır ve ingilizcede
"histerical" denir. Başarısızlığa ve bir şeyi elde edememeye dayanamama ve aşırı
sinirlenme gibi (ruhbilimci değilim) etkileri olan bir ruh hastalığı olan kişi
"histerik" olarak anılır. Oysa Türkçe'de "isteme" ile bağ kurulması ve "bir şeyi
çok isteyen" anlamında kullanılması da çok yaygındır. Hatta bazen, "isterik
kadın" lafı oldukça aşağılayıcı bir mantıkla kullanılır.
3. bendeniz: Bu sözcüğün ne "ben" adılıyla, ne de "deniz"le bir ilgisi
vardır; ancak sondak
Türkçe Bilgi Yarışması (Türkçe Bilginizi Sınayın) (Sorular) 0000-00-00 00:00:00 Türkçe Bilgi Yarışması (Türkçe Bilginizi Sınayın) ...Sorular... Merhaba arkadaşlar,Ekrem Durmuşoğlu adlı bir Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeninin hazırlamış olduğu Türk Dili ile ilgili soruları ve çözümlerini sizinle paylaşıyorum. Sorular, her düzeyde Türkçe bilgisiyle çözülebilecek türdendir. Soruları çözdükten sonra, sayfanın en altındaki "Çözümler" bağlantısından, soruların çözümlerini görebilirsiniz. Başarılar... (: 1. Aşağıdakilerden hangisinde anlatım bozukluğu yoktur? A) Sen, bundan sonra bir daha buraya gelme. B) Halkı, ilk defa başlattığımız bu kampanya ile bilgilendireceğiz. C) “Kitap” sözcüğünün sonu tonsuz ünsüzle bitiyor. D) Buralarda bayan pantolon satan bir yer var mı? E) Ankara, nüfus sayısı bakımından İstanbul’dan sonra ikinci sırada yer alıyor. 2. Bu şehrin üç yerinde üç ayrı gözyaşım var: Biri seni ilk gördüğüm yerde, biri beni
Türkçe Bilgi Yarışması (Türkçe Bilginizi Sınayın) (Çözümler) 0000-00-00 00:00:00
Türkçe Bilgi Yarışması (Türkçe Bilginizi Sınayın)
...Çözümler...
1. Bir cümleden
bir sözcüğü çıkarttığımızda o cümlenin anlam ve anlatımında herhangi bir eksilme
olmuyorsa o cümlede sözü edilen sözcük gereksiz kullanılmış demektir. B
seçeneğinde “başlattığımız” , C seçeneğinde “sonu” sözcüğü gereksiz
kullanılmıştır. Bu iki seçenekte gereksiz sözcük kullanmaktan kaynaklanan
anlatım bozukluğu vardır. D seçeneğinde pantolonun bayan olmaması için
“pantolon” sözcüğüne iyelik eki getirmek gerekir. Yani “bayan pantolonu”
biçiminde söylenmelidir. E seçeneğinde “nüfus sayısı” tamlamasına dikkat edelim,
“nüfus” sözcüğünde zaten bir sayı anlamı vardır, “sayısı” sözcüğü gereksiz
kullanılmıştır. A seçeneğinde “bundan sonra” ve “bir daha” sözcük grupları
dikkatimizi çekiyor bunlar ayn
Fıkralar 0000-00-00 00:00:00
…Fıkralar…
(Görüntülemek istediğiniz fıkranın başlığına dokunun...)
-
A -
Abdurrezzak
Adam
Adım Ayşe
Ağaçlardan Göremiyorum…
Alerji
Ameliyat
Ameliyat Yeri
Ana Kalbi
Anahtar
Andrea Doria
Ankara
Anlamlı Anlamlı
Annem Gel Dedi
Araba
Arabam Dışarıda
Aritmetik
Arkadaşın Olduğun İçin mi?
Armutları Topluyorum
Asansör
Asker
Asker Temel
Asmak
Astronot Temel
Aşağısı Bir İş Düşünüyor
At Yarışı
Atmaması, İtmemesi
Atta Gideceğiz
Avcı Temel
Ayağımı Denize Sokup
Ayakkabı
Ayı Bu
Aynı Yaşta Teğil midur?
Aynı Yerde
- B -
Baba
Babanın İşi
Bağa mı Deyisun?
Bakla
Bana Güvenmeyin
Bardak
Basamak
Başkasının Pantolonu
Başlarına Bir Şey Gelmiş mi?
Bebek
Ben Geri Dönüyorum
Başarılı Erkek
Bende Bu Kafa Varken…
Ben de Tutuldum
Benim Abi Devam Et…
Berber Temel
Beş Var
Beyaz At
Beyincik
Bıyık
Bildiğim Fıkra
Bir Başka Doktor
Bir Kedi Daha
Bir Kuzu da Evde…
Bir Şans Daha…
B
“U” Harfi | Fıkra 0000-00-00 00:00:00
“U”
Harfi
Karadenizli vapur
acentasina gitti: 'Biz vapuru kaçirduk, baska vapur bulur misunuz?' dedi. 'Kaç
kisisiniz?', 'Yediyuz.'. Acenta yetkilisi bu kadar müsteriyi kaçırmamak için
hemen yeni bir vapur istedi. Vapur geldiğinde Karadenizli ve arkadaşları
rıhtımda toplanmışlardı. Ama nedense fazla kalabalık değillerdi. Görevli sordu:
'Hani yedi yüz kiiiydiniz?'. 'Doğridur, işte pir, içi, uç, dort,peş, alti, yedi.
Toplam yediyuz daa..' dedi Karadenizli. Kafasi attı acenta yetkilisinin.
Karadenizliyi bir güzel dövdü ve: 'Eger, bir daha (i) yerine (u) dersen, canına
okurum...' dedi. Aynı Karadenizli birkaç gün sonra bir bakkala gitti. 'Bana bir
mim verin...' dedi. Bakkal anlayamadi, birkaç kez tekrar ettirdi, sonra eliyle
göstermesini istedi. Karadenizlinin işaretine bakınca: 'Yooo, o mim değil
mumdur.' dedi. 'Olsun, mim demek, dayak yemekten iyidir.' dedi
Karadenizli.
100 Hamsi | Fıkra 0000-00-00 00:00:00 100
Hamsi
Dursun Temel'e sormuş :
Uşagum oruçlu oruçlu kaç hamsi yiyebilursun? Temel : 100 tane yerim valla...
Dursun : Hadi oradan yesen yesen 1 tane yersin geriye kalan 99 hamsiyi
oruçsuz yersin... Bu espri Temel in acaip hoşuna gitmis.Yolda Cemal i görmüş ve
hemen sormuş: Uşagum oruçlu oruçlu kaç hamsi yiyebilursun? Cemal : 50 tane
yerim ben... Temel : Tüh be uşagim 100 deseydun sana müthiş bir espiri
yapacaktum...
12’niz de mi? | Fıkra 0000-00-00 00:00:00 12’niz
de mi?
Katil, suçunu itiraf
etti, yargıç da durumu jüri heyetine iletti. Biraz sonra jüri başkanı kararı
açıkladı: -Bu sanık suçsuzdur... Yargıç adamakıllı kızdı: -Canım, ne
biçim iş bu!... Adam, ben katilim diyor suçunu itiraf ediyor sizde suçsuzdur
kararına varıyorsunuz... Acaba, suçsuzdur kararını neye dayanarak verdiniz?
-Delilik efendim, delilik... Yargıç bütün jüri üyelerini teker teker
süzdü. Başını sallayarak : -Sahi mi? 12'niz de mi?..
Abdurrezzak | Fıkra 0000-00-00 00:00:00 Abdurrezzak
Ögretmen iki ögrencisine
kızar ve ellişer kez adlarını yazmalarını söyler.Ögrencilerden biri bu
karara itiraz eder,-Ögretmenim, bu çok büyük bir haksızlık değil
mi?-Neden haksızlık olsun ki?-Onun adı Ali, benim ki ise
Abdurrezzak...
Adam | Fıkra 0000-00-00 00:00:00 Adam
Temel, Cemal ve diğer
karadenizliler açık denizde küçük bir tekne ile fırtınaya tutulmuşlardı.
Yanlarında büyük bir gemi geçmekteydi.Temel:-- Uyy, kurtarun pizuuu...
imdattt!... diye haykırıyordu.Geminin güvertesinden birisi de yanıt
veriyordu:-- Biz adam almıyoruz, biz adam almıyoruz.Bunu duyan
Temel:-- Uyy, haçan piz lazuz, laz, alun pizu.
Adım Ayşe | Fıkra 0000-00-00 00:00:00 Adım
Ayşe
Temel bir gün
bankadayken soyguncular bankayı basmışlar. Bankadakilerin önce paralarını alıp
sonra da vuruyorlarmış. Sıra Temel’in yanındaki bayana gelmiş. Soyguncu, "Adın
ne" diye sormuş. "Ayşe" demiş. Soyguncuya da "İyi benim annemin adı da Ayşe"
deyip kadını serbest bırakmış. Sıra Temel’e gelmiş, soyguncu ona da adını
sormuş.Temel: "Adum Temel, ama arkadaşlar bana Ayşe
derler..."